Ece KAYA

Ece KAYA
Peyzaj teknikeri, Kamu Yöneticisi, Sosyoloji Öğrencisi, Memur ve Anne
Aşkın sebepleri arasında en inanılmaz olanı belki de rüyada görüp âşık olmaktı. İnsan sevgiliyi rüyada her vakit görür ama rüyada yalnızca bir gördüğü birine acaba sevgili der mi? Bunlar olsa olsa Hüsrev ile Şirin, Vamık ile Azra hikâyelerinde olur. Gönlün, hiç mevcut olmayan birine tutulması sanki hiç gereği olmayan bir şeyle geçim sağlamak gibi değil midir? Birisi hiç görmediği ve asla göremeyeceği bir güzeli sevdiğini söylerse herhalde aklından zoru olduğunu düşünürler. Ruhu ona telkin ediyormuş,t emenni ve arzuları kalbini yönlendiriyormuş, bunlara inanmazlar. Oysa bir âşık, sevgilinin ay mı, güneş mi olduğunu bilemese de, aklının bir oyunu mu, hayalinin çılgınlığımı mı olduğunu kestiremese de, gözlerine her daim onun görüntüsü girdiği müddetçe âşık değil midir? Âşık olmak için maddi varlık şart mıdır? Allah'ın güzelliğini rüyasunda görüp ona âşık olan dervişe inanıyoruz da neden sevgilisinin hayaliyle özleme tutulan âşıka inanmıyoruz. Eğer ona inanmayacaksak aşk,surete tapmaktan gayrı ne olur ki? O halde insan, sevdiği kişiyi karşısında görmeden de onu âşıkı olabilir. Sevgili için kaygılanmak da, hayaliyle mes olmak da, geceleri uykusuz kalmak ve seherlerde acı çekmek de hehep âşıkın sevgiliyi görmeden yaptığı şeylerdir. Bir duvarın arkasında şarkı söyleyen bir kadını işitmek bazen ona tutulmak için yeterlidir. Bazıları buna temelsiz bir bina gözüyle bakabilir, ancak âşık, o binayı inşa etmekte her zaman çok mahirdir. Zihni göremediği bir varlığın tutkusuyla meşgul olan kişi, düşünceleriyle baş başa kaldığında hayalinden ona şekiller çizer, kıyafetler giydirir, renk ve koku isnat eder tavır biçer.. Sevgili âşıkın zihninin içinde yapılır. Âşıkın hayal ve bedii düşünceleri sevgilinin güzelliğini artırır.Diyelim sese âşık olan genç sonra o şarkıcıyı bir yede görse,
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“(…) Ve elbette lale doğuludur, Hristiyanlık kadar, Musevilik kadar, İslamiyet kadar doğuludur yani…  Lale utangaçtır, taze bir gelin kadar, iltifat görmüş bir nazenin kadar utangaç yani…  Lale altı yaprağıyla hercayidir, batılar ve kuzeyler kadar, alt ve üstler kadar…  Lale sabr u sebatın, ölümden sonra dirilmenin adıdır yani, ekim mevsiminde ekilip nisan mevsiminde açacak kadar…  Lale, aşkın adıdır, hatta belki bağrındaki çizgilerle âşıkın adıdır. Hani şu, bağrını firkat ateşlerinin yaktığı özge âşıkın yani… Kadife kadife lalenin taç yaprağı üzerindeki bir çiğ tanesine yıldırım düşüp de bağrını yakmış gibi… Yoksa yüzlerce lale isminde, bunca aşk ahengi ve şiirsellik bulunabilir miydi yani?(…)” |
" Dediler ki hayat ancak yaşadığımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız, bizi ancak zaman helâk eder." Casiye 24.ayet
Din
Kendisiyle sevineceğin şeyler az olsun ki, kaybettiğinde üzüleceğin şeyler de azalmış olsun.
Bir şehrin anılarını en iyi mezarlıklar saklıyor!.