dominant erkek maymunların, düşük sıralamadaki hayvanlara göre beyin serotonin düzeylerinin daha fazla olduğunu ancak daha önceden küçük gördükleri maymunlarla göz teması kurmaları engellendiğinde serotonin düzeylerinin düştüğünü göstermiştir. Bunun tersi olarak, serotonin ilavesi yapılan alt sıralardaki maymunlar ise liderlik üstlenmek için ortaya çıkmıştır. Sosyal çevre, beyin kimyasıyla etkileşim hâlindedir. Egemenlik hiyerarşisinde bir maymunu daha düşük bir düzeye getirmek serotonin seviyesinin düşmesine neden olurken, kimyasal olarak serotonini arttırmak önceki astların rütbesini arttırmaktadır.
İtalya cephelerinde ciddi şekilde yaralanan askerlerin %75'inin morfine gerek duymadığını gözlemledikten sonra, cerrah Henry K. Beecher, "güçlü duyguların acıyı bloke edebildiği" yorumunu yapmıştır.
Solomon, beynin strese tepki vermek için salgıladığı morfin benzeri kimyasallar olan endorfinlerin bu paradoksal bağımlılıklarda rol oynadığı varsayımında bulunmuştur.
1970 lerde Pennsylvania Üniversitesinden Richard Solomon, bedenin her türlü uyarana uyum sağlamayı öğrendiğini göstermişti. Kendimizi iyi hissetmemin sağladığı için eğlence veren ilaçlara bağlanabiliriz ancak, sauna, maraton koşuculuğu ya da paraşütle atlama gibi başlangıçta rahatsızlık ve sıkıntı veren etkinlikler sonrasında çok keyifli bir hâl alabilir. Bu aşamalı uyum, bedende yeni bir kimyasal dengenin kurulduğu sinyalini vermektedir, böyle olunca da maraton koşucuları bedenlerinin sınırlarını zorlayarak iyi ve canlı hissettiklerini söylemektedir.
Bu noktada, tıpkı ilaç bağımlılığı gibi aktivite ve deneyim için can atarız ve yoksun kaldığımız zaman içe kapanırız. Zamanla insanlar etkinliğin kendisinden çok, yoksunluğun acısından kaygı duyarlar.
Hastam, Julia, on altı yaşındayken bir otel odasında silah zoruyla tecavüze uğramıştı. Bundan kısa bir süre sonra bir kadın tüccarıyla karşılaşmıştı. Adam, onu düzenli olarak dövüyordu. Defalarca fahişelikten hapse girmişti ancak her defasında da kendini satan adama dönmüştü. Sonunda büyükannesi ve büyükbabası duruma müdahale etmiş ve Julia'yı yoğun bir rehabilitasyon programına göndermişti.
Başarılı bir şekilde tedavisini tamamladıktan sonra, resepsiyonist olarak çalışmaya başladı ve yerel bir üniversiteden dersler alıyordu. Sosyoloji dersinde, birkaç ünlü fahişenin anılarını okumuş ve ardından fahişeliğin serbest bırakılması ile ilgili bir makale yazmıştı. Aşamalı olarak diğer bütün derslerini bıraktı. Sınıf arkadaşlarından biriyle yaşadığı kısa bir ilişki, kısa sürede acıyla sona ermişti; erkek arkadaşı onun gözyaşlarından sıkılmış ve söylediğine göre, arkadaşının boxer külotuyla dışarı atılmıştı. Ardından eski alışkanlığına dönmüş ve bir metro çıkışında ilk dövüldüğü yere gitmişti ve adam onu izlemeye başlamıştı. Sonunda bir kez daha ciddi bir şekilde dövüldükten sonra yeniden tedaviye başlamaya karar verdi.
Freud, bu tür travmatik yeniden sahnelemeler için "yineleme zorlantısı" deyimini kullanır. Freud ve pek çok takipçisi bu tür yeniden sahnelemelerin acı veren bir durum karşısında kontrol sağlama isteğinden meydana geldiğine inanmaktaydı ve sonunda üstünlük ve çözülme elde ediyorlardı. Bu teori için bir kanıt yoktur; tekrar, yalnızca daha fazla acı ve kendinden nefrete yol açar. Aslında terapide travmayı defalarca yaşatmak kaygı ve saplanmayı pekiştirebilir.