Eskiden kralın tek bir dokunuşla sıraca hastalarını iyileştirebileceğine inanan yığınların yerini sorgulayan tepkili bi kitle almıştı; Fransız İhtilali işte bu otorite kaybının bir sonucuydu.
Aykırı fikirlerin bozgunculuk gibi göründüğü ve kamusal alanda herkesin hakim görüşlere biat etmeye zorlandığı bi ülkede Timur Kuran'ın ne demek istedigini hala anlamayan varsa, kendilerine; televizyonda oynanan askerli, kahramanlı dizileri izleyenlerle, bedelli naraları atanların aynı kişiler olduğunu hatırlatmak isteriz.
Yeni bir çağ başlamıştı; kral yargılanmış, mahkum edilmiş ve kellesi uçurulmuştu. "Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik ya da Ölüm" sloganlı cumhuriyet, karşısında duran her kim olursa olsun intikamını alıp öldürmeye hazırdı; simsiyah bir bayrak Notre Dame'ın upuzun kulelerinde gece gündüz demeden dalgalanıyordu...
Bay Lorry dışarı baktığında koca bir bileği taşı olan Dünya dönmeye devam ediyordu ve güneş bütün kızılığıyla avluya doğmuştu. Ne var ki sabah sessizliğinde tek başına duran küçük bileği taşının üstündeki kızıllığın nedeni güneş değildi ve hiçbir zaman da onu temizleyemeyecekti.