- Ya sen? diye sordu Martin.
- Çok ani oldu. Ruth çok yavaş konuşuyordu. Gözlerinde bir sıcaklık, heyecan ve yumuşaklık vardı; yanaklarındaki kızarıklık geçmemişti.
- Sen kollarınla beni sarıncaya kadar farkında değildim, dedi, seninle evlenmeyi şu ana kadar hiç düşünmemiştim, Martin. Sana aşık olmamı nasıl sağladın?
Martin gülerek:
- Bilmiyorum, dedi, seni sevmekten başka bir şey yapmadım. Bırak senin gibi yaşayan, nefes alan bir kadını, bir taşın bile kalbini eritecek kadar güçlüydü aşkım.
- Aşk, düşündüğümden çok farklı bir şeymiş, dedi Ruth.
- Nasıl olacağını sanıyordun?
- Böyle olacağını sanmıyordum.
İlk anda, daha seni gördüğüm ilk anda. Aşkından çılgına dönmüştüm ve geçen bunca zaman içinde, çılgınlığım hep arttı. Artık çılgından da öteyim, canım. Adeta bir deliyim, başım mutluluktan öyle dönüyor ki.
Sanki değersizleşmiş ya da yapısı bozulmuş gibiydi ve kendinden iğreniyordu. Tanrısal olan ne varsa çıkıp gitmişti içinden. İçindeki tutku körelmiş, bu tutkunun varlığını hissedecek canlılığı kalmamıştı. Bir ölüydü artık. Ruhu ölmüştü.