Yahudi tarihi,yalnızca geçmişin izlerini taşıyan bir kayıt değildir.Aynı zamanda Yahudi halkına şimdiye ve geleceğe dair vizyon sunan güçlü bir tarihsel bilinç inşasıdır.Yahudilerin kutsal yazılarında Tanrı’nın İbrahim, İshak ve Yakup ile yaptığı ahit tekrar tekrar vurgulanmaktadır.“Seçilmişlik” düşüncesi bu ahit temelinde şekillenmiş ve zamanla ulusal bir kimliğin oluşmasına katkı sağlamıştır.Buna göre, İbrahim’in soyundan geldiklerini kabul eden İsrailoğulları,Tanrı’nın özel ilgisine mazhar olduklarına, O’nun buyruklarına muhatap kılındıklarına ve bu buyruklara uymakla sorumlu tutulduklarına inanmışlardır. Bunun karşılığında Tanrı’nın “seçilmiş halkı” olma imtiyazını elde ettiklerini varsaymışlar ve bunu kıyamete kadar sürecek bir ayrıcalık olarak görmüşlerdir.Bu seçilmişliğin en somut tezahürü ise Tanrı’nın bu halka vaat ettiği topraklarla –Kenan Ülkesi’yle– ilişkilendirilmiştir.Böylece “seçilmiş halk” nosyonu mekânsal bir hedefle de bütünleşerek “vadedilmiş toprak” mitine dönüşmüştür.Tarih boyunca bu topraklar sadece bir coğrafya değil, kutsal bir hak, politik bir ideal ve kültürel bir özlem olarak da görülmüştür.
Halk,gelişigüzel her şeyi bilebilir.Âlim ve mütefekkir ise ancak kendine lâzım olan,kendini işleyen şeyleri bilir,pek çok şeyleri bilmekle öğünen hafıza hamalları,hayatta hiçbir baltaya sap olmayanlar,hiçbir işe yaramayanlardır.