RC

"Öğretmen, aslında her biri saklı, potansiyel bir rezerv olan öğrencilerini açığa çıkaran bir maden mühendisi olmalı. Sınıfın en akıllı ve en yaramaz çocukları bilinir, diğer rezervler hep saklı kalır. İşte öğretmen asıl bu öğrencileri ortaya çıkaran olmalıdır!"
Sayfa 12·Kitabı okuyor
Reklam

RC

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
16 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 07:12
·
2026 5. kitabı
Elif Erdem
8.8/10 · 538 okunma
Bilâl’e emretti de fetih ezanını Kâbe’nin üzerine çıkarak o okudu. Bir zamanlar Ehad diyen bu sesten, artık Allahu ekber nidaları işitiliyor, Bilâl’in sesiyle Mekke semaları aydınlanıyordu.Ve bu aydınlık, Bilâller ezanlar okudukça kıyamete kadar böyle devam edecekti…
Sayfa 62·Kitabı okudu
Kimin başına bir musibet gelir de Allah Teâlâ’nın emrettiği gibi ‘Biz şüphesiz Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz. Allah’ım! Musibetimin ecrini bana ver, bana kaybettiğimden daha hayırlısını ver!’ diye dua ederse Allah mutlaka onun duasını kabul eder.” demişti Allah’ın Resûlü
Sayfa 43·Kitabı okudu
Aşk sandığımız şey çoğu zaman kalbimizin değil, çocukluğumuzun hafızasıdır. İnsan tanıdığı duyguyu sever. Hatta o duygu can yakıyorsa bile... Çünkü tanıdıktır, bildiktir, "ev" gibidir. Güvenle büyüyen bir çocuk, yetişkin olduğunda güvensizliğin içinde kalamaz. Değer görmüş biri, değersiz hissettirilen bir ilişkide uzun süre duramaz. Çünkü iç dünyasında bir referans noktası vardır: "Ben buna layığım." Sevgiyle büyüyen insan, sevgisizliğe aşk demez; sadece uyumsuzluk der ve çekilir. Onun pusulası sağlamdır. Ama güveni hiç tam kurulmamış bir çocuk, yetişkin olduğunda kalbi çarpınca bunun aşk olduğunu sanır. O çarpıntı çoğu zaman heyecan değil, eski bir yaradır. İhmal edilen biri, onu bekleten, mesaj atmayan, ortada olmayan birine daha çok bağlanabilir. Sevilmek için çabalamayı öğrenmiş biri, sevgi için mücadele etmeyi normal zanneder. Değersiz hissettirilerek büyüyen biri, değersiz hissettiren ilişkilerde kendini "tanıdık" hisseder. Burada çok kritik bir nokta var: Insan bilinçli olarak acı veren birini seçmez. Zihnimiz değil, sinir sistemimiz seçim yapar. Çocukken alıştığımız duygu neyse, bedenimiz onu güvenli sayar. Bu yüzden bazen "Beni hep aynı tip insanlar buluyor" deriz. Aslında biz, aynı duygunun peşine gidiyoruzdur. Şiddete maruz kalmış biri, yetişkinlikte şiddet eğilimli kişilere çekildiğinde bu bir zayıflık değil; çözülmemiş bir hikâyedir. Sevgiyle hiç temas etmemiş biri, sevgiyi sakinlikte değil, kaosta arar. Çünkü sakinlik yabancıdır, kaos tanıdıktır. İyileşme tam da burada başlar. "Ben neden hep bunu seçiyorum?" sorusu suçlayıcı değil, meraklı bir yerden sorulduğunda. Çünkü mesele kimi sevdiğimizden çok, neye aşina olduğumuzdur. Ve iyi haber şu: Aşinalık değiştirilebilir. İnsan, hak ettiğini öğrenebilir. Sevginin peşinden koşmadan da var olabileceğini
Reklam