Seher Kurkut Ekici

Seher Kurkut Ekici
@Raaayiha
Dünya mihmanı
Ekonomist~ Öğretmen
Kayseri
56 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Baykuş Avazı Hk.
Puan vermedi·135 syf.··
2026 16. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:07
Yazarımızın ilk kitabını da (sondan birkaç öykü hariç) okumuştum. Baykuş Avazı ile birlikte rahatlıkla söyleyebilirim ki; tekinsiz, karanlık, katmanlı ve derin imgesel evren, artık Gülnaz hocanın kendi üslubu ve kimliği haline gelmiş. Vermek istediği mesajı doğrudan anlatmayıp öylesine zarif bir şekilde "gösteriyor" ki; bunu yaparken duyulardan, eşyalardan, hayvanlardan ve büyülü gerçekçilikten ustalıkla yararlanıyor. Kitabın son bölümünde azalan imgelerle nefes alıyorsunuz. Bu kitapla birlikte, grotesk kavramını her yönüyle ve tam manasıyla öğrenmiş oldum. Metinlerin derin karanlığından bahsederken şunu da eklemeliyim: Yazar, anlatıyı beslemek için yer yer yerel ögeleri, geleneksel ritüelleri, yemekleri ve hatta mizahı kasıtlı bir şekilde kullanıyor. Karakterlerin travmaları üzerinden kurulan bu derinlik, onları okuyucunun zihninde ölümsüz kılıyor. Bazı öyküler insanın en yaralı, en zayıf ve en gizli yönlerine dokunuyor. Etrafımızda olup biten sarsıcı olayların imgesel olarak nasıl kaleme alınabileceğine dair aradığım tüm cevapları bu kitapta buldum. Özellikle hayvan imgeleri üzerinden karakter inşası, benim için yazarlık anlamında tam bir ders niteliğindeydi. Duygular o kadar gerçekçiydi ki; kendini yiyip bitiren karaktere üzülürken, ilk öyküdeki Süleyman’ın gözlerini sahiden oymak istedim. Gazze’ye ithaf edilen "İhbarname" öyküsü; maskeler, karpuz dilimleri, zeytin, incir ve tüm çaresizliğe rağmen kaybedilmeyen umutla hafızamda sarsıcı izler bıraktı. Kitaba adını veren baykuşun yer aldığı "Damların Efendisi" öyküsündeki ayna metaforu ve karakterin kimlik arayışı, ardından sonuna hüzünlendiğim "Horoz Bünyamin"... "Tuz Süt Yumurta" öyküsündeki Meryem ve anlatıcının ona tuz vermeyerek aslında kendi sonunu hazırlaması... Ve son öyküdeki kardeşin ölümsüzlüğü... Tüm
Baykuş AvazıGülnaz Eliaçık Yıldız · Şule Yayınları · 202519 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·212 syf.··
2026 12. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 18:01
Kitaphaber'in geçtiğimiz ayki seçkisi İskender Pala'nın İki Dirhem Bir Çekirdek kitabıydı. Merakla ve çok severek okudum. İçeriği ağır eserlerden sonra tatlı niyetine gibi geldi. Tahlile hepsini yetiştiremesem de akşam programa katıldım; harika bir akşam oldu. Özlem duyduğumuz eski sözlere, günlere gittik bol bol. Kitapta tam 98 deyimin nereden geldiği, yazarın alışık olduğumuzun aksine oldukça sade bir diliyle kaleme alınmış. Bu sadelik bazı arkadaşlarımız tarafından eleştirilse de ben eserin tam da olması gerektiği gibi yazıldığını düşünüyorum. İskender Pala, 'kelimelerin ve sözlerin ruhu vardır' düşüncesini okura resmen yaşatmış. İçinde daha önce hiç duymadığım, kullanmadığım veya kullansam dahi manasını tam kavrayamadığım deyimler vardı. Deyimler ezelden beri ilgimi çeker; ailemde de çok kullanılırlar. Sanırım burada 'Ne varsa eskilerde var' demek gerekiyor. Gelecekten umutsuz değilim ama geçmişin tadı bir başkaydı; tahlil akşamında da bunu sıkça yad ettik. Hikâyesini ilk kez duyduğum birkaç deyimi şuraya bırakayım ama içerik hakkında 'susma hakkımı' kullanıyorum; okuyacak olanlara haksızlık olmasın: •Adın Deftere Geçti Afyonu Patlatmak •Ahfeş'in Keçisi •Aslına Hu... Nesline Hu... •Ceza-yı Sinimmar •Demokles'in Kılıcı •Goygoyculuk Yapmak •Sırra Kadem Basmak •Karakuși Hüküm
İki Dirhem Bir Çekirdekİskender Pala · Kapı Yayınları · 202017,7bin okunma
Kiraz Çiçeği Kolonyası Hakkında...
Puan vermedi·187 syf.··
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 08:17
Mustafa Çiftçi okumak, insana o bozkırın tozunu ve samimiyetini iliklerine kadar hissettiren bir rüzgar gibi. Kitabı bitirdiğimde zihnimde çok hoş bir seda kaldı bir de kiraz çiçeği kolonyası kokusu. Yozgat’ta ikamet ettiğim için o betimlenen yerlerin gözümde canlanması tarif edilemez bir keyifti. Servet... Ah be çocuk! Matematik dersindeki başarısızlığına, bütün avareliğine rağmen seni çok sevdim. Belki de o edebiyat tutkun, o nahif ruhun beni sana bağladı. Kitap boyunca o kiraz çiçeği kolonyasının kokusu burnunuzdan gitmiyor. Tam unuttum diyorsunuz, Servet hatırlatıyor. Onu en çok rahatlatan şey bu koku, sanıyorum annesini de öyle. İkisinin aynı kokuda huzur bulması, o anne-oğul arasındaki bağı öyle güzel anlatıyor ki... Okurken annemle beğendiğimiz ortak bir koku var mıydı diye düşündüm durdum. Kitapta beni en çok kızdıran ise Servet’e el uzatmayan, onu anlamayan öğretmenleri oldu. Bir de Servet'in babasının sinir bozucu patronu. Edebiyat öğretmeninin nişanlanıp gitmesi, bir daha bir araya gelmemeleri, bazı detayların böyle yarım kalması ise bence harika bir tercih. Hayat gibi... Yazar gereksiz detaya boğmadan sonunu bizim zihnimize bırakmış. Başta çok sinir olduğum bir karakter daha vardı, okulun hizmetlisi . Finaldeki davranışı resmen tokat gibi çarptı. Kimin içinde ne barındırdığı, kimin kime ettiği duanın kabul olacağı hiç bilinmezmiş. Hayat dersi gibi bir sondu. Karakteri ile ilgili sorunları olduğunu düşündüklerimizin bile içinde bazen beklenmedik bir ışık olabiliyor. (Hayat bizi bu kadar şaşırtmasın tabi. Ama yine de biri hakkında bir kanıya varmadan uzun uzun düşünmek şart. ) Bazı karakterleri çok sevmek, bazılarına ise itinayla çok kızmak yazarın başarısı. . . Kitabın inandırıcılığını artırıyor. Okuru içine çekiyor. Kitabın sonuna dek, bu Servet'e ne
Kiraz Çiçeği KolonyasıMustafa Çiftci · İletişim Yayınları · 2025154 okunma
Yeni Bir Dil Eşiği
Puan vermedi·88 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 11:50
Böcekler İçin Dilbilgisi / Mehmet Akif Yılmaz Kitabı ilk gördüğümde içeriğiyle hiç ilgisi olmayan şeyler düşündüm. Ayriyeten grubumuzdaki bazı arkadaşlar gibi ben de direkt Dönüşüm’ü anımsadım; birinin her an bir böceğe dönüşeceği hissine kapıldım ama kitap sahiden çok başkaydı. Haniiii bazı duyguların sözlükteki karşılığı sadece birer "etiket" gibi yavan kalır ya... Mehmet Akif Yılmaz, bu kitabıyla bize o etiketlerin çok ötesinde, ruhun en kuytu köşeleri için yepyeni bir gramer sunmuş. Mevcut kelimelerle kendimizi ifade etmeye çalışırken aslında ne kadar "eksik" kaldığımızı; yazarın kendini, hislerini ve hissedemediklerini anlatmak için yeni bulduğu kelimelerle yüzleşince daha iyi anladım. Özellikle şu iki tanım, o sessiz karakterin çığlığı gibiydi: Pintula: Kırıldığını belli etmeyen, anlatmaya kalksa utanan, "zaten" kelimesinin ardına hüzün saklayan o mahcup ruh hali... Tortur: Bir şeylerin artık düzelmeyeceğini anlayıp o "bilinçli dağınıklıkla" yaşamayı kabullenme durumu. Metin boyunca karakterlerin o sessiz anlaşmalarını, "yarın"ın kurallı ama anlamsız bir cümleye dönüşmesini izlemek, standart bir hikaye okumanın çok ötesindeydi. Bir yazarın; duyguyu doğrudan söylemek yerine onu bir "noktalama işareti", "sessizlik", "ironi" ya da "mutfaktaki karıncalar" üzerinden somutlaştırması, yazarlık zanaatı adına gerçek bir ders niteliğinde. Ancak itiraf etmeliyim ki, kitaptaki isimsiz karaktere yer yer çok kızdım. Neden bu kadar çok susuyorsun? Konuşmayı tercih etsene! Karakter, Nermin ile bu sessizlik üzerinden "anlaştığını" sanıyor, hatta bu dilsizliği seviyor ama bana kalırsa bu evliliği asıl bitiren şey, o çok güvendiği "sessiz anlaşma"nın ta kendisi olmuş. Sessizlik bir köprü değil, bazen geri dönülmez bir uçurumdur çünkü. Kitabın sonunda Nermin’e düştüğüm o
Edebiyat
Böcekler İçin DilbilgisiMehmet Akif Yılmaz · Şule Yayınları · 202514 okunma
Ahhh Martin Eden..
Puan vermedi·517 syf.··
2026 3. kitabı
Şey biraz kitap hakkında bilgi içerir bir yazı, ona göre okuyun lütfen.. Martin Eden'ın sevdiği Ruth'u ben sevemedim. . . Gerçi sevgisi celladı oldu da neyse. Karakter amacına hizmet etmiş ancak bu da benim ona kızgın olmama sebep oldu. Ah Martin yürüdüğün yoldu önemli olan , varmak tatmin etmedi seni ve gittin... Üzdü... Çok üzdü... Senin gibi iradeli, çalışkan, bir karakter böyle gitmemeliydi... Ağlattın. Değdi mi Ruth için, kendini ne oraya ne buraya ait hissedemediğin hale soktun. Ah... Hayal kırıklığı bu kadar mı şahane anlatılır. . . Hayal ettiğin şey için çalışacaksın evet kimselerden bir şey beklemeden çalışacaksın. Birileri için değil kendin için çalışacaksın. . . Böyle de ders çıkardım. Daha fazla yazamıyorum... Elimi yüzümü yıkamaya gideceğim. Teşekkürler Jack London. Bir sürü ders verdin yine...
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma