Daha çok yol var mıdır? Yoo, şu ilerideki nehri geçmek, şu yeşil tepeleri aşmak yeterlidir. Belki de varmışızdır bile. Şu ağaçlar, kırlar, şu beyaz ev belki de bizim aradığımız şeylerdir. Bir an, bunun doğru olduğuna inanıp, orada durmak isteriz. Sonra, kulağımıza ileride daha iyisinin olduğu çalınır ve tasasız bir biçimde yeniden yola koyuluruz.
İnsan, böylelikle, umut dolu, kendi yolunda gider durur; günler uzun ve sakindir, güneş yukarıda gökyüzünde parlamakta ve akşam bastığında üzülerek yok olmaya yüz tutmaktadır.
Odasında büsbütün yalnız kalmak, yalnızlığından emin olmak için kapısını sürmeledikten sonra bütün burada hissiyatına mahrem olan şeylere; arkadaş resimlerine, kitaplara, duvarlarda kendisini görmekten hoşlanarak, gülümseyerek bakıyor gibi duran okulda yapılmış tablolara baktı. "Bugün sizin avutuculuğunuzun kollarına başka bir ıstırapla geliyorum, bana her zamankinden fazla gülünüz," demek isteyen, merhamet arayan şaşırmış gözlerle baktı.
Artık hayatın felsefesinden ne kadar uzak olduğunu, kendisinin nasıl yanlış bir emelle hayatın üstüne çıkmak isteyerek bir hayal âlemi aradığını hissediyor, alaycı bir ses gülerek, "Ah! Senin aydınlık hülyaların... parlak göklerin..." diyordu.