Amerikanın Jane Austen'i Edith Wharton, keyif evinde bize döneminin sosyal yapısını, ahlak kurallarını, toplum tabularını en içten ve çarpıcı gerçekçi şekliyle sunuyor. Yüksek zümre kesimin aşağılık yapısıyla büyüyen bir kızın yine bu toplum tarafından yerle bir edildiğini okuyoruz. Toplum ve birey ilişkisi üzerine harika bir psikolojik analiz olan keyif evi, büyüdüğümüz toplum ve çevre yapısının düşünce ve yaşam şeklimizi ne kadar etkilediğini, yaşam ve gerçekliğin çarpık ilişkisini, toplumun kadınlar üzerine kurduğu baskıcı sistemi vurguluyor. Edith Wharton bu eserinde ingiliz edebiyatında sık sık karşımıza çıkan tarzda bir hikaye ve yazı sunsa da eserini romantizm üzerine değil daha politik bir noktaya oturtuyor. Toplumunun önemli sorunlarına tek tek değinmekten kaçınmıyor. Kesinlikle okunması gereken kadın yazarlardan biri. Keyif evi, adının aksine sizi çok rahatsız hissettirecek ve toplumun acı gerçekleriyle yüzleştirecek bir başyapıt.
Keyif EviEdith Wharton · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2011210 okunma
Zemberekkuşu'nun Güncesi, Haruki Murakami'nin kendi formülünde hissettiren onun tınısını koruyan bir roman. Yer yer büyülü gerçekçilik kullanılarak yazılan bu roman, kaybın, ilişkilerin, yalnızlığın ve evliliğikteki çatırtıların yol açtığı yıkımların hikayesi. Murakami bizi uzun bir yolculuğa çıkarıyor bu kitapta. Kaybolan bir kedi ve eş, birbirinden farklı rollerle karşımıza çıkan kadın tiplemeleri ve tarihi hikayeler. Murakami hepsini harmanlıyor bu eserinde. Bunlara rağmen Murakami'nin en iyi romanlarından biri değil ne yazık ki. Farklı karakterlerin hikayelerinin birbirine bağlanmasını beklerken ana karakterimizin hikayesinde küçük bir yer edinip sonra kayboluyor karakterler. Her karakterin hikayesinin bağımsız olması bir yana hiçbir şekilde hikayeyi beslemeyen karakterler var. Tarihi bir hikayenin anlatıldığı kısım gereksiz yere uzun tutuluyor ve okuru sıkıyor. Romanda sebep ve sonuç yeterince iyi bağlanmamış. Havada kalan çok fazla unsur var. Ana karakterin yüzünde bir anda çıkan lekenin sebebi tam açıklanmıyor ve sadece başka bir karakterin geçmişiyle bağlantılı olarak karşımıza çıkıyor. Karakterlerin yaptığı eylemlerin ve aldığı bazı kararların sebebi yeterli bir şekilde açıklanmıyor. Noboru vataya tipik bir kötü adam olarak hikayede yer edinirken sahip olduğu mistik gücün nasıl geldiği ve tam olarak bu gücü hangi amaçla kullandığı anlatılmıyor. Bu unsurların metafor olarak kullanıldığı çok açık ama hiçbir şekikde açıklanmadığından dolayı hikayeyi yeterince beslemiyor. Okurun aklındaki soru işareti çevirdiği sayfalarla artmaya devam ediyor sadece. Murakami'de ucu açık hikayeler ve sonlar alışılmadık değil fakat bu hikaye ne metaforunu açıklamakta yeterli ne de kendisini bir hikaye olarak sunmakta iyi. Bunlara ek olarak kadın anlatımı her zaman ki gibi çok kötü
Sarı yüz, R.F.Kuang'ın şuan'a kadar yazdığı kitaplardan çok daha farklı, adeta deneme havası veren bir roman. Yayıncılık dünyasının gerçeklerini, yazar-editör ilişkisini,intihal sorununu, sosyal medya linç kültürünü, pazarlama stratejilerinin kitap satışlarına olan etkilerini ve bu sektördeki ırkçılık temasını ele alıyor. Her ne kadar aslında çok önemli konuları ele alsa da bir noktada kurgu dışı bir eser okuyormuşuz hissi veriyor. Sarı yüz bir roman olarak güzel bir girişe sahip olsa da ilerlerken çok fazla tekrara düşüyor ve yer yer okuyucuyu sıkıyor. Roman akıcılığı konusunda beklentinin altında kalıyor. Buna rağmen değindiği bazı önemli konularla ilgiyi çekmeyi başarıyor. Sektörde azınlıkta olan ırkları sadece bir pazar ürününe dönüştürmelerinin altında yatan ırkçılığı ve sosyal medya linç kültürünün, her yapılan ufak bir yorumun bile bir insanın aklıyla oynayabileceğini çok güzel anlatıyor. Bu açıdan da günümüz dünyasının en büyük problemlerinden birinin arka planını aktarıyor bize. Kitabın beni şüpheye düşürdüğü nokta ise karşılıklı yapılan ırkçı anlatımın gerekliliği? İki farklı ırkın da karşılıkçı bir ırkçılık yaptığı yer yer betimleniyor. Bu durumda okur hangi noktada duracağını bilemiyor. Kitap bize bir mesaj vermektense bir gerçekliği aktarmayı tercih ediyor. Bu kısım beni tatmin etmedi çünkü bu ırkçılık meselesini körükleyen yorumlar yapıp dünyaya salmak anlamına gelebilir. Yani iki tarafa da çekmeye çok müsait bir kitap. Bu da beni bu kitabı ortalama bulmaya itiyor.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
Savaş öncesi korku, geçmişe duyulan özlem, gri bir hayatın içinde sıkışıp kalınmış bir hayat. Orwell, kendi hayatından da izlerle yazdığı bu romanında savaş görmüş birinin savaş öncesi korkularına, geçmişini ve mutlu olduğu hayatının nostaljisine duyulan bağlılığını gösteriyor bize. Bildiğimiz orwell her zamanki gibi siyasi baskılara ve onların toplumdaki yansımalarına değiniyor. Yaş almanın ve istemediğiniz bir hayatta sıkışıp kalmanın, kendinizi bir anda hiç istemediğiniz bir hayatta bulmanın ve bunun nasıl normaliniz olduğunu anlamadığınızı farkettiriyor. Orwell'den beklenilecek güzel, başarılı bir eser.
Periler ansiklopedisi ismini duyunca heyecandan dört köşe olduğum, çevirisi geir gelmez koşa koşa aldığım bir kitap olmasına rağmen benim için bu kitap büyük bir hayal kırıklığı oldu. Öncelikle pej fazla periler üzerine fantastik kitap olmaması ve ansiklopedi teması üzerinde gezilmemesinden ve bu iki unsurun da beni aşırı heyecanlandırmasından dolayı bu kitabı çok merak etmistim. En az işlenen fantastik tür periler olabilir çünkü. Ne yazık ki kitap periler üzerinde durmamış yeterince. Periler ve büyüleri var tabiki ama yeterince iyi açıklanamamış ve önümüze karman çorman bir şekilde sunuluyor. Okuyucunun aklını karıştırıyor ve perileri iyi bir şekilde sınıflandırmamıza engel oluyor. Kitabın ansiklopedi gibi hazırlanmış ve kurgunun da bu gidişata yönelik olmasını isterdim. Günlük şeklinde yazılmasını değil. Hikaye çok karışık. Konudan konuya atlıyoe ve bir bütünselliği yakalayamıyor maalesef. Karakterler çok yüzeyselde kalmış. Ana karakterlerimizin bile derinine inemememiz bağ kurmamıza engel oluyor ki bu okuyucunun kitapla olan bağına da engel oluyor. Enemies to lovers diye diye övülen kitapta zar zor bir ilişki görüyoruz. Wendell ve emily arasındaki ilişki çok zorlama ve tek tük ilerliyor. Birlikte geçirdikleri vakit ve diyalog bize çok fazla sunulmuyor. Sadece sonlara doğru hızlı bir yakınlaşma oluyor. Kitapta bir çok olaydan emin olamıyoruz. Açık bir şekilde anlatılmıyor ve üstünkörü anlatılıyor. Kısacası okuması beklediğim kadar keyifli olmayan, bir türlü içine giremediğim bir kitap oldu. Gerçekten çok sevdiğim bir tema peri teması. Uzun zaman sonra bir fantastik kitap için bu kadar heyecanlanmıştım ve hevesim kursağımda kaldı ne yazık ki.