Düştüğüm yerden kalkmayı öğret,elimden tutmayı, yürümeyi, heyecanımı korumayı öğret. Bir babanın kızına olan aşkını bir annenin şefkatini öğret. Her an her dakika sevebilmeyi öğret, acıya gülümseyebilmeyi mutluluğa hüzünlenmeyi öğret. Sen bana ölümü öğret, ölümle ölmemeyi..
Sonra bir an düşünmüştü kadın. Dünyanın en değerli mücevherleri onda olsaydı ne yazardı. İnsanlar değer verecekleri şeyi bilmiyorlardı. Yürüdüğü yollar, aldığı nefes, düşündüğü her an onun için bir mücevherdi ama o insanın gözündeki kıymetine bakıyordu. Bir ara mola vermiş ve dünya kapısından girmişti, herkes gibi bu dünyanın yalancılığına gülüyordu sonra yanından geçen adamın masmavi gözlerine takıldı, yüzündeki buruşukluklar hayatın acı belirtisiydi ve ölüm onunla beraberdi işte o eski Üsküdar gençlerindendi..
_Rabia G._