"Ah! Bugün yeteri kadar konuştum,"dedi Lord Henry gülümseyerek. "Şu an tek istediğim öylece durup hayata bakmak. İsterseniz siz de benimle gelip bakabilirsiniz."
Lord Henry omuz silkerek,"şu dünyada acı çekmek dışında her şeyi anlayışla karşılayabilirim,"dedi. "Acı çekmeyi anlayabilmem mümkün değil. Acı çekmek kötüdür,çirkindir,karanlıktır. Çağımızın acıya duyduğu sempatide hastalıklı bir şeyler var. İnsan yaşamın renklerine,güzelliğine,coşkusuna sempati duymalı. Hayata dair yaralardan ne kadar az bahsedersek,o kadar iyi."
"Sadakat konusunda ne çok yaygara yapıyor insanlar!" Diye haykırdı Lord Henry. "Aşk bile salt fizyolojik bir hadiseyken;özgür irademizle hiçbir ilgisi yokken... gençler sadık olmak ister,olamazlar;yaşlılar sadakatsizlik etmek ister,edemezler. Bütün mesela bu."
"Her zaman ne kötü bir sözdür! Duyunca tüylerim diken diken olur. Kadınlar bu kelimeyi kullanmaya bayılır. Yaşadıkları her aşkı sonsuza dek sürdürmeye çalışarak mahvederler. Kelime olarak da anlamsızdır. Gelip geçici bir hevesle ebedi bir tutku arasındaki tek fark hevesin biraz daha uzun sürmesidir."