Kelimeler! Sadece kelimeler! Ne korkunçtu onlar! Ne kadar apaçık,canlı ve insafsızdılar! İnsan kelimelerden kaçamıyordu. Öte yandan kelimelerin ne incelikli bir büyüsü vardı! Biçimsiz şeylere esnek biçimler kazandırır gibiydiler. Bir viyola ya da lavta sesini andıran tatlı bir melodileri vardı sanki. Sadece kelimeler... kelimelerden daha gerçek ne vardı ki?
"Çünkü bir insanı etkilemek ona kendi ruhunu vermektir. Etkilenen kişi artık kendi fikirleriyle düşünemez,kendi tutkularıyla yanıp tutuşamaz hale gelir."
"İçine duygu katılmış her portre sanatçının portresidir aslında;modelin değil. Model yalnızca bir vesile,bir rastlantıdır. Ressamın açığa çıkardığı şey model değildir;boyalı tuvalin üzerinde asıl ifşa edilen ressamın kendisidir. Bu resmi sergilemek istemememin sebebi ruhumun sırrını ele verme korkusudur."
Sonsuz bir sevgi kırardı kaderin değişmez ağlarını. Birbirine akan kalpler aşardı bütün yolları ve zamanları. Masumiyetle örülmüştü küçük kalplerin doğası. Ya değiştirirdi kaderi masumlukları ya da yeniden yazardı kendi masallarını.