"Biz başardık sevgilim,sonunda onları alt ettik." Ama sen gittin,sen gittikten sonra ne anlamı kaldı ki savaşın? Ne önemi var ki her şeyin? "Ve seninde intikamını aldım." "İntikamımızı aldım,yok ettim bütün düşmanları." Ama sen de yok oldun.
Şimdi Tugay Demir Çeviker'den ne kalırdı ki?
Bir kadın vardı,Tanrı onu bir sanat gibi lekelerle süslemişti ve gözlerine sevgi,merhamet ve vicdan yerleştirmişti.
Bir kadın vardı,gülümsediğinde dünyadaki bütün çiçeklerin güzel koktuğu ama ağladığında bütün o çiçeklerin solduğu.
Bir kadın vardı,ölebileceğini bilsen bile uğruna ölmek isteyeceğin bir kadın.
O kadının adı Eftalya Atalar'dı,benim Eftalya'mdı. Özgürlüğümdü,mahkumiyetimdi,kurtuluşumdu,esaretimdi,acılarımdı,yarabandımdı,gücümdü,güçsüzlüğümdü,sol elimdi,solumdu,kalbimdi.
"Anlamıyorsun,"dedim başımı kaldırıp ona bakarak. "Gözlerimin önünde çırpındı,yapayalnız hem de. Acaba ölmeden önce kurtulabileceğini düşünmüş müdür? Ben onu kurtarırım sanmış mıdır? Bana veda eder gibi baktı ama çırpınırken onu kurtarırım diye umut etmiş midir?"
"Susturun şu silahları!"diye haykırdım. "Onun kalp atışlarını duyamıyorum,durdurun şu savaşı!"
Durdurun savaşı,Avukat'ımın kalp atışını hissedemiyorum. Zamanı durdurun,o gözlerini açamıyor.