"Bana mahkumiyetimin ortasında özgürlüğü tattıran o kadınsın sen," "Ben mahkumken güneşi görmek için seninle geçirdiğim o beş dakika bütün hayatımdaki özgürlüklere bedeldi. Asma yüzünü,sana değil,bize geç kaldım işte hepsi bu."
"Hayatımın son beş dakikası olduğunu bile bilsem yine seni dinlemek isterim ben."
"Bu çok saçma ama," "Neden beni dinlemek isteyesin ki?"
"Hoşuma gidiyor," "Seninle alakalı her şey."
"Hep filmlerdeki gibi bir aşk yaşamak istedim,o adamlar çok havalı oluyorlardı ama benim çevremdeki herkes aptaldı. Sonra seninle tanıştım tabii. İlk gördüğümde aşırı havalı gelmiştin gözüme,bir yandan da deli bu demiştim. Aşırı yakışıklısın bu arada,mahkumiyet bile yakışıklılığını bozmamış. Bu adam filmlerdeki adamlara benziyor ama kesin katildir,dedim. E katilsin de ama bir yandan da filmlerdeki o adamlar gibisin. Ben de o başrol kadınlardan olursam biz harika bir aşk yaşar ve harika bir sevişme yaşadıktan sonra..." Gözlerim açıldığında dehşetle ona baktım,Tugay gülüyordu. "Şey, "dedim yutkunarak. "Ben kaç dakikadır konuşuyorum?"
"O gün eve ağlaya ağlaya dönüp patlamış mısırla beraber Titanik izledim. Sen Titanik izledin mi? Bir gün beraber izleyelim mi? Sonunda ağlar mısın acaba? Filmlere hiç ağlıyor musun? Ben çok ağlarım,hatta bazen ağlamak için açarım."
"Onlara köleliği değil,savaşmayı öğretelim çünkü bu dünya kız çocukları için bu kadar zorken boyun eğmek yerine çenelerini kaldırmayı ve kendilerini korumayı öğretmek gerekir."