Radyo Adam

Radyo Adam
@RadyoAdam
Kendi çapımda birşeyler karalıyorum işte...
Radyo Programcısı-Neyzen
Ankara
7 Temmuz
81 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
youtu.be/rAPeA--8JKE?si=... Aramıza binlerce yollar, okyanuslar koydun; beni burada yalnız bırakıp nereye kayboldun?
İnsan ve Duygular
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
youtu.be/YYQxIRHgtUY?si=... Eminim çoğunuzun hayatında bir "sonbahar sabahı" vardır. Havada o bildik ürperti, içinizde ise ilk kez karşılaştığınız bir çift gözün sıcaklığı... Ne garip şeydir şu ilk bakışmalar. Zaman o an durur, dünya sadece o insanın etrafında dönmeye başlar. Sanki hayatın gerçek rengini ilk kez o gözlerde görmüş gibi olursunuz. "İşte," dersiniz, "buldum." Ama hayat her zaman başladığı gibi devam etmiyor. "Şimdi ne oldu, böylece bitti / Ama bendeki aşkın bitmedi..." Şarkı tam da bu yarayı deşiyor işte. Bazen hikaye biter, insan gider ama onun sizde bıraktığı o his, o büyük aşk bir milim bile kıpırdamaz yerinden. Karşı taraf çoktan başka bir mevsimi yaşarken, siz o soğuk sonbahar sabahında asılı kalırsınız. Sonrası ise derin bir sessizlik. İnsan gitmekle bitmiyor sevgili dinleyicim. Arkasında koca bir yalnızlık, cevapsız sorular ve "nasıl geçer bu hayat böyle?" dedirten o ağır boşluğu bırakıyor. Gün geliyor, o yalnızlık insanı ölüme yakın uykulara, uyanmak istemediğiniz o gri sabahlara sürüklüyor. Çaresizlik tam olarak bu galiba. Gururu, kırgınlığı, kızgınlığı bir kenara bırakıp içinden sadece tek bir kelimeyi haykırmak: "Gel." Çünkü ne kadar zaman geçerse geçsin, insan her bitişin ardından gizli bir "böyle bitmesin" umudu taşır. Özlem öyle bir noktaya gelir ki, insan sadece o tanıdık sesin, o bildik gözlerin geri gelmesi için dünyaya meydan okumaya hazır olur. Dip not: Gel artık....
İnsan ve Duygular
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım..
Duygu ve Düşünce
Bayramın eşiğinde, içimize dönüp baktığımız o en şeffaf saatlerdeyiz. Sokaklar yarının telaşına hazırlanırken, ruhumuz geçmişin ve gidenlerin muhasebesini tutuyor aslında. Tam bu vakitlerde, uzaklardan kopup gelen bir türkü, bir nakarat sızıyor odanın sessizliğine: Gurbeti mesken mi tuttun? Gittin, beni de unuttun Yoksa başka yar mı buldun? Bir selam gönder bari Bayramdan bayrama... Hayat dediğimiz bu uzun yolculuk, aslında bir yönüyle hep bir gurbet hikayesi değil midir? Gurbet denince aklımıza ilk gelen o kilometrelerce uzaktaki şehirler, aşılması zor dağlar, yabancı sokaklar olur hep. Oysa insan en çok nerede gurbettedir? Yanı başındakine sesini duyuramadığında, kalabalıkların ortasında anlaşılamadığında ya da en acısı, kendi içindeki o saf, o dertsiz çocukluğa dönmek isteyip de dönemediğinde... İşte o zaman gurbeti mesken tutar insan; gurbet, mekandan çıkıp bir ruh haline dönüşür. Zaman akıyor, dünya dönüyor ve bizler hayat gailesinin, koşturmacanın, o bitmek bilmeyen "yetişme" arzusunun peşinde savruluyoruz. Çoğu zaman en sevdiklerimize, hatta dönüp kendimize bile ayıracak iki çift lafımız kalmıyor. Kendimizi savunmak için de hemen o tanıdık bahanenin arkasına sığınıyoruz: Ne yazarsın ne çizersin “Yollar ırak”, der geçersin “Gel”, desem de gelemezsin... "Yollar ırak" diyoruz, "işler yoğun", "hayat şartları zor"... Oysa ırak olan yollar mı, yoksa gitgide tenhalaşan ve araya mesafeler koyan gönüllerimiz mi? Modern zamanın en büyük gurbeti bu belki de: Yan yana dururken bile araya ördüğümüz o görünmez duvarlar, "ırak" dediğimiz o sahte mesafeler. İnsan bazen en çok kendine geç kalıyor, en çok kendi sevdiklerinin uzağına düşüyor. Ama işte, tam her şeyin griliğe büründüğü, bağların koptuğu sanıldığı anda bayramlar ve arifeler çıkıp geliyor bir kurtarıcı gibi.
1000Kitap
Bazen bir şeye kavuşmaktan daha güzeldir onu beklemek. Yarın sokakları saracak o tatlı koşturmaca, mutfaklardan yükselecek kokular ve zihinlerde dönüp duran "eski bayramlar" yad edilmeye başlamadan hemen önce, bu gece sakin bir limandayız. Fırtınadan önceki sessizlik değil bu; huzurdan, kavuşmaktan önceki o zarif hazırlık evresi. İçimizi yarınki o telaşa hazırlarken, asıl yüklerimizden arınma vakti belki de bugündür. Yarın arife, sonra bayram... Zaman akıyor, biz de o akışın içinde kendimize, sevdiklerimize ve ruhumuza en çok neyin iyi geleceğini fısıldıyoruz bu gece. Yarın o güzel arefe gününün tadını sindire sindire çıkarmak dileğiyle... 25.05.2026
İnsan ve Duygular