Radyo Adam

Radyo Adam
@RadyoAdam
Kendi çapımda birşeyler karalıyorum işte...
Radyo Programcısı-Neyzen
Ankara
7 Temmuz
81 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Gözlerinin ta içine bakıp da, “Nerde kaldın, özleminden öldüm öldüm dirildim” deyip sımsıkı sarılacağım günlerin hayali var yanı başımda. Beni hayata bundan daha çok ne bağlayabilir ki? Şarkıyı bırakıyorum... youtu.be/WxBwLsjMZd0?si=...
İnsan ve Duygular
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sana gitme demeyeceğim ama gitme Lavinya...
Duygu ve Düşünce

Radyo Adam

, bir kitap okudu
Puan vermedi·407 syf.·
55 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 09:35
·
2026 1. kitabı
Şevket Süreyya Aydemir
8.5/10 · 5,1bin okunma
2025: Bir Yanımız Bahar, Bir Yanımız Güz ​Zaman, avucumuzun içinden kayıp giden ince kum taneleri gibi... "Daha dün başlamamış mıydık?" dediğimiz 2025, bugün kapının eşiğinde son kez bize el sallıyor. Geride bıraktığımız bu 365 gün, bazen bir fırtınanın ortasında kalmak gibiydi, bazen de güneşin yüzünü ilk kez gösterdiği o serin sabahın huzuru gibi. ​İyisiyle... ​Hatırla o ilk heyecanları. Hiç beklemediğin bir anda çalan telefonları, kalbini yerinden oynatan o güzel haberleri, belki de sadece gökyüzünün o eşsiz maviliğinde bulduğun o kısa süreli huzuru. 2025 bize direnmeyi değil, yeniden çiçek açmayı öğretti. Dost meclislerinde edilen o derin sohbetleri, paylaşılan bir lokma ekmeğin lezzetini, "her şeye rağmen buradayım" diyebilmenin o mağrur duruşunu heybemize kattık. ​Kötüsüyle... ​Tabii, her mevsim güneşli değildi. Bazı sabahlar uyanmak ağır geldi, bazı vedalar boğazımızda düğümlendi. Kayıplarımız oldu, hayal kırıklıklarımız, "keşke" dediğimiz o bitmek bilmeyen geceler... Ama biliyorsun dostum; gecenin en karanlık anı, şafağa en yakın olanıdır. 2025’in fırtınaları, aslında köklerimizi ne kadar sağlam tutmamız gerektiğini fısıldadı kulağımıza. Düşmekten değil, ayağa kalkamamaktan korkmamayı öğrendik. ​Şimdi Veda Vakti ​Şimdi takvimler değişirken, ruhundaki o yorgunlukları 2025’in tozlu raflarına bırakma zamanı. Yanına sadece sana bir şeyler katan dersleri al. Seni güldüren hatıraları sağ cebine, seni büyüten acıları sol cebine koy. Çünkü hayat, biten bir şarkının ardından hemen başlayan o yeni melodi gibidir. 2025 bize elveda derken, 2026’nın o taptaze umutları çoktan kapının eşiğine geldi bile. Yaşadığın her an için, aldığın her nefes için bir teşekkür borçlusun kendine. ​"Yara, ışığın içeri girdiği yerdir." der Mevlana. 2025’te açılan her yaranın, yeni yılda ışığın
1000Kitap
Bazı yaralar var, dışarıdan bakıldığında belli olmaz. Ne kan akar, ne yara izi kalır… Ama içte bir şey yanar, durmadan. Adını koyamazsın. Belki bir eksiklik, belki bir sızı, belki de geçmişten kalma bir dokunuşun yankısıdır o. “El çek tabip sinem üstünden,” der ya türkü… İşte öyle bir hal. Derman ararsın, ama ilacın eczanede değil, içindedir. Doktor bilmez, dost anlamaz, dünya görmez. O yara birine değil, bir zamana, bir anıya, bir gülüşe aittir. Sadece sen bilirsin. Ve ne gariptir, bazen unutmak istersin ama tam o sırada bir türkü çıkar karşına bir dert açılır yeniden. Yüzü gülen, ama içi yanan insanların türküsüdür bu. “Yüzün güleçtir, içerin hayın,” diyor ya… Ne güzel söylenmiş! Bir tebessümün arkasına saklanan kırık kalpler, yıkılmış saraylar, onarılmamış duvarlar… Çeken bilir o sevdanın yayın ne kadar gerildiğini. Her seferinde biraz daha gıcırdar içten, biraz daha sızlar. Ve sonunda bir sessizlik kalır. O sessizlikte dertli bir “vay” yankılanır. Ne beddua, ne sitemdir o. Bir kabulleniştir belki… Artık o yaranın kapanmayacağını, o taşın bir daha örülmeyeceğini bilmenin sessizliğidir. Derler ki, insan acısıyla olgunlaşır. Ama bazı acılar insanı olgunlaştırmaz, sadece derinleştirir. İşte bu türkü de o derinliğin sesidir. İçimize bakmayı, kabullenmeyi, susmayı öğretir.
İnsan ve Hayat