Enes KOCAMAN

Enes KOCAMAN
@Raey35
1 okur puanı
Haziran 2026 tarihinde katıldı
Küçük istasyonlardan birisinde bir köylü kadına rastlamış. Bu kadın, yanından geçen üniformalıları durdurur, 'Nerde benim Ahmet'im?' diye sorarmış. Telaşlı değilmiş. Fakat sakinliğinde dehşetli bir hal varmış. Arkadaş, "Nedense bana bir ana kartalı hatırlattı," dedi, 'olup bitenlerin biricik suçlusu benmişim gibi ürperdim. Dünyanın en müthiş karabasanı, Ahmet'ini arayan bir ana kartala hesap vermektir. Nerde benim Ahmet'im? sorusuna verilecek bir tek doğru karşılık vardı: 'Ana, biz senin Ahmet'ini kumarda kaybettik,' demek... Fakat bunu ben değil, hiç kimse hatta en yaman korkusuzluğun kendisi bile ona söylemeye cesaret edemezdi." "Her zaman düşünürüm: O basit köylü kadınına bu heybetli, intikamcı ana kartal kudretini veren nedir? Haklı olması mı? Çektiği acılar mı? Olayların içyüzünü bilmemekten gelen hesapsızlığı mı? Belki de hepsi birden... Belki de hepsinden çok, acınacak, korkulacak derecede yalnız olması... Düşünün, gökyüzünde, çok yükseklerde, bazen tek başına bir kartal dolaşır... Döne döne... İnsana kesin yalnızlığı, kesin yalnızlığın fazlalaştırdığı yırtıcılığı düşündürür. Allah'a yakın bir şeyler... İşte bizim orta sınıf kadınlarından bazısı da böyle oluyor. Üstlerine birdenbire bir büyüklük, bir ana kartallık geliyor."
Sayfa 417 - Ramiz Efendi
Alıntı
Reklam
Cesur adam, o korkak adamcağızdır ki cesaret isteyen yerde, hele diğer insanların önünde korkuya yenilmez. Her şeyi sarsan korkuya rağmen dizlerini bükmemeyi, sesini kaybetmemeyi, ayakta kalmayı becerir. En garibi, bu kuvveti de ona karşısındakiler, yani kendisini korkutanlar verir. "Öyleyse, biz bir cesur adamız karıcığım" dedi. "Öyle de kalacağız!"
Sayfa 401 - Kamil Bey
Alıntı
Kamil Bey, ağzı cigaradan acımış gibi tükürdü. "Alçak insanlar yükseldikçe alçaklıkları da o ölçüde artıyor!" diye düşündü.
Sayfa 400
Alıntı
Uzaktan bir dilenci sesi duyuldu. Seste rezil bir yalvarma vardı. Kulak verdi. Süleymaniye Camii'nin minarelerinden, "Hayyalel felâh! Hayyalel felâh!" diye bağırıyorlar. Yani "Hadi felâha!" "Felâh"ın Türkçesi "kurtuluş". Esir bir şehirde insanları secde ederek kurtuluşa çağırmak pek uygun mu düşüyor ne?
Sayfa 383 - Kamil Bey
Alıntı
Balkan Harbi, seferberlik sıralarında nelerle uğraşmış? Bu toprakla, bu toprağın üzerindeki insanlarla meğer hiçbir ilgisi yokmuş. Bunu bu millet bir gün anlarsa, yüzüne nasıl bakacak? "Sıkıştın mı, 'Hürriyet! Aziz hürriyet!' dersin. 'Hepimiz alçağız, hepimiz nankör' diyen bir başka mısra var. Onu hiç hatırlamazsın. Hiçbir memleket aydınları tarafından bu kadar kancıkça terk edilmemiştir."
Sayfa 383 - Kamil Bey
Alıntı
Reklam
Reklam