Büyük bir tedirginlikle aldığım ve vakit kaybı olmasından endişe ederek okumaya başladığım bu kitap; bana tüm romanlarını okumaya karar verdiğim yeni bir yazar kazandırdı. Upton Sinclair'in ismini nasıl olmuş da bugüne kadar duymamışım gerçekten şaşırtıcı. 1878-1968 yıllarında yaşamış, onlarca romanı olan ve sosyalist parti üyesi bir yazar bulmak çok zor bugünlerde...
"Sanayi Kralı" kurgusal yönü olmasa, biyografi denilebilecek bir roman. Henry Ford'un gerçek yaşam öyküsü ile, kurgusal karakter Ford işçisi Abner Shutt'ın hikayesini harmanlayan romanda; adına fordist üretim biçimi denilen yaklaşımın bireysel ve toplumsal etkileri iki farklı sınıf pozisyonundan önümüze konuluyor.
1800'lü yılların sonundan 1930'lara ilerleyen bir tarih kesitinde; idealist bir girişimci olan Ford'un zenginleşirken yaşadığı dönüşüm çok çarpıcı... Genç Ford'un idealist ve coşkulu başlangıcına sempati duymamak, onun toplumun tamamı için bir kahraman haline gelmesini, işçiler yararına yaptığı girişimleri, birinci paylaşım savaşına karşı çıkışını takdir etmemek mümkün değilken; büyüyen sermayenin kendi mantığını sadece işçilere değil patrona da nasıl dayattığını adım adım izliyoruz. Pasifizmden faşizm finansörlüğüne, işçi dostu özgüvenden sendika düşmanlığına ilerleyen bu macera, okuyucuyu soluksuz bırakıyor.
Kitabın bir diğer çarpıcı özelliği, ilk baskısının 1937 yılında Amerika Otomobil İşçileri Sendikası tarafından yapılmış olması: Ford sendikalara karşı sokak çetelerini örgütlerken ve işçiler daha sendikalarını patrona kabul ettirememişken... Vakit kaybetmekten korkarak elime aldığım bu kitap bana tüm yazdıklarını okumaya karar verdiğim bir yazar kazandırdı. Ne güzel...