Böyle diyor şair. Bizim kulağımıza, bizim gönlümüze ezelden, elest bezminde, kalû belåda üflenen bir nefes var. Bizim içimizde, Allah Resulü nün (sav) "Burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın" emrinin sadası var. Bizim içimiz- de Tarık b. Ziyad'ın, "Önümüzde deniz gibi bir düşman, arkamızda düşman gibi bir deniz var. Biz buraya dönmek için değil, ölmek için geldik." sözü ile yankılanan o irade var. Bizim içimizde gemileri karadan yürüten ilahi bir nefes var. Bu, bir aşktır.
"
Fahreddin er-Razi, Asr suresinin tefsirini yaparken bir buz satıcısını misal verir. Sıcak bir yaz günü elindeki tek sermayesi, hızla eriyen buzlar olan bir buz satıcısıdır bu. Ağlayarak ve haykırarak şöyle der; "Bütün sermayesi erimekte olan şu kişiye yardım edin de onu iflas etmekten kurtarın." Tıpkı bu buz satıcısı gibi bizim de elimizde anbean erimektedir zaman. Elimizdeki en kıymetli ve belki de kıymetinden en çok gafil olduğumuz sermayedir zaman.
Akıl, Allah'ın kuluna bahşettiği en iyi şeydir. Hak Teâlâ varlıkları yarattığı ve hayatı ve hayatı devam ettirecek şeyi ihsan ettiği zaman, bütün bu şeylerde mahlûkat insanlara ortak oldu. Derken Allah insanoğluna diğer yaratılmışlara karşı bir ayrıcalık tanımak istedi ve ona aklı armağan etti.
Akılla insanı güçlendirdi ve hayvanlar âleminin üstüne yükseltti. Böylece insanlara olan nimetlerini tamamladı.