Otogarda otobüsü beklerken bir kadın geldi, kucağında küçük bir çocukla. "Allah rızası için bir sadaka," dedi elini uzatıp. Çocuk uyuyordu. Cebimden kutuyu çıkarıp çeyrek altını elime aldım. Kadının şaşkın bakışları arasında firketesini çocuğun kazağına tutturdum. Kadın inanamadı, eliyle yokladı çeyreği, sevinçle, dualarla devam etti yoluna. Reşat'ın torunu ( çeyrek altın ) çocukta kaldı; Zümrüt,( sevdiğim kız) İbo'da. Ben Diyarbakır'a döndüm.
"Niye geldiğimi, kim olduğumu sormayacak mısın?"
Yaşlı adam, "Bizde misafire niye geldiği, ne zaman gideceği sorulmaz Beg'im. Kim olursa olsun evimizin eşiğinden içeri giren herkesin başımızın üzerinde yeri vardır."