-Kendimi on beş yaşında öğrenmeye verdim.
-İrademe otuz yaşında sahip olabildim.
-Kuşkulardan kırk yaşında kurtuldum.
-Göğün düzenini elli yaşında öğrendim.
-Sezgilerim yoluyla her şeyi altmış yaşında kavradım.
-Kalbimin isteklerini, doğru olan şeylere zarar vermeden yetmiş yaşında gerçekleştirebildim...
Her şeye bir anlam kazandırılmaya çalışılmaktadır. Kimi durumlarda bir şeyler bilmemizin asla mümkün olamayacağını bilebiliyoruz. Ancak çok büyük bir çoğunluğumuzun neyin ortadan kaybolarak onu bir daha görmemizin mümkün olamayacağından bile haberi yok.
Hiç kuşkusuz insanların bir kısmı hala özel bir yaşam ve kişisel bir irade sahibi olduklarına inanıyor. Oysa diğerleri herhangi bir gerekçe göstermeden bu tür insanların saçmaladıklarını düşünüyorlar.
İnsanlar bir yandan kendilerine tepeden inme bir şekilde dayatılan bir sorumluluktan her zaman kuşku duyup, ne olur ne olmaz endişesiyle kaçmaya çalışırken; diğer yandan da iktidara getirdikleri insanların yaptıkları aptallık ve yolsuzluk gösterisine tanık olup gizlice bunun keyfini çıkarmak istemektedirler.