Zehranur

Zehranur
@Raperin_
Okumazsak mutlaka kullanışlı birer herkese dönüşeceğiz. Evli
Mütercim tercümanlık
Ankara
2003
457 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Lozan görüşmeleri sırasında, Avrupalı devletler, Kürtlerin 'azınlık' olduğunda ısrar edince, İsmet Paşa buna karşı çıkarak şöyle der: "Türkler ve Kürtler, Türkiye Cumhuriyeti'nin ana unsurları­dırlar. Kürtler bir azınlık değil, bir millettirler; Ankara Hükü­meti hem Türklerin hem de Kürtlerin hükümetidir." Görüldüğü gibi Lozan' da İsmet Paşa, Kürtleri İslam hukuku esasları ve Osmanlı millet anlayışına göre azınlık değil, çoğunluk ve asli unsur içinde kabul etmiştir. Ancak meselenin 'trajikomik' olan yanı, azınlık kabul edilen Rum, Ermeni ve Yahudilerin her türlü kimlik hakları verilirken; çoğunluk ve asli unsur kabul edi­len Kürtlere İslam hukukunun açık bir şekilde tanıdığı asli unsur haklarınında, Batı hukukunun tanıdığı azınlık haklarının da ve­rilmemiş olmasıdır.
Sayfa 193 - Mustafa Akyol a.g.e 73
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ziya Gökalp :)
"Kürtleri sevmeyen bir Türk varsa Türk değildir, Türkleri sev­meyen bir Kürt varsa Kürt değildir."
Sayfa 190
hilafetin saltanattan 1.5 sene sonra kaldırılması da zeki hareketti mesela
İslami hassasiyeti yüksek olan Kürt aydınlarının büyük bir kısmı padişahlığın kaldırılmasına tepki duymadı, çünkü padi­şahlığın kaldırılmasına rağmen hilafet devam etmekteydi ve di­nen esas önemli olan padişahlık değil, hilafet makamıydı. Hatta birçok kişi Cumhuriyet'i asıl İslami yönetim şekli olarak düşünü­yordu. Yeni Cumhuriyet'in İslam ve dolayısıyla da şeriat yasaları ile ilgili fikirleri ve yaptığı değişiklikler, çıkardığı yeni kanunlar topluma yansıdıkça durum anlaşılmaya başlandı.
Sayfa 186
sene 2022 hala özerklik bekliyoruz :)
"1923 yılının 14 Ocak günü bir yurt gezisinde Mustafa Ke­mal Paşa İzmit'te bir grup gazeteciyle söyleşirken, önemli bazı yorumlar yapar. Atatürk, gazeteci Ahmet Emin Yalman'ın Kürtlük sorunu nedir, bir iç sorun olarak değinseniz, şeklin­deki sorusuna şöyle cevap verir: Bizim milli sınırlarımız içinde Kürt unsurları öylesine yer­leşmişlerdir ki, pek sınırlı yerlerde sınırlı olarak yaşarlar. Bu yoğunluklarını da kaybede ede ve Türklerin içine gire gire öyle bir sınır oluşmuştur ki Kürtlük adına bir sınır çizmek istesek, Türkiye'yi mahvetmek gerekir. Örneğin Erzurum'a gi­den, Erzincan'a, Sivas'a giden, Harput'a kadar giden bir sınır çizmek gerekir. Ve hatta Konya çöllerindeki Kürtleri de göz önünde tutmak gerekir. Bu nedenle başlı başına bir Kürt­lük düşünmekten çok, Anayasamız gereğince zaten bir çeşit özerklik oluşacaktır. O halde hangi bölgenin halkı Kürt ise onlar kendilerini özerk olarak yöneteceklerdir. Bundan başka Türkiye'nin halkı söz olurken onları da beraber ifade etmek gerekir. İfade olunmadıkları zaman bundan ken­dileri için sorun çıkarırlar. Şimdi TBMM hem Türklerin hem Kürtlerin yetkili meclislerinden oluşmuştur. Ve bu iki öğe, bütün çıkarını ve bütün yazgılarını birleştirmiştir."
Sayfa 184 - Uğur Mumcu, Kürt-İslam Ayaklanması, Tekin Yayınlan, s. 48
l. Mustafa Kemal Kürtlerin desteğini almak için öncelikle din kardeşliğini ileri sürerek, İslami dil, üslup ve kavramları kul­lanır. 2. İslam dünyası için çok önemli olan Halifelik kurumunu ve İngilizlerin elinde esir olduğu kabul edilen Halife'nin kurtarılma­sını sürekli olarak ön planda tutar. 3. Kurulacak bir Ermenistan'ın Kürtlerin varlığına bir tehdit ve tehlike olduğunu vurgular. 4. Ekrem Cemilpaşa hatıratında Mustafa Kemal'in özellik­le Kürt ileri gelenleriyle kurduğu özel ilişkilerde, 27 Haziran 1920'de yayınladığı talimat örneğinde olduğu gibi, kimlikleriy­le ilgili meşru taleplerinin karşılanacağı sözünü verdiğini söyle­mektedir. Bunun böyle olduğunu nakleden o dönemde yaşamış çok sayıda Kürt aydını vardır. 5. Kürtlerin çok büyük bir kesimi Mustafa Kemal'i hem Türk­leri, hem de Kürtleri, topyekun bütün Müslümanları kurtaracak bir lider olarak görmüştür. Hem kurtaracak hem de herkesin hu­kukuna riayet edecektir.
Sayfa 180