Zehranur

Zehranur
@Raperin_
Okumazsak mutlaka kullanışlı birer herkese dönüşeceğiz. Evli
Mütercim tercümanlık
Ankara
2003
457 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Hanili Salih Bey'in idamından önce yazdığı satırlar <3
Gerçi enzar-i ahibbadan dahi dur olmuşuz Rahmet-i mevlaya yaklaşmakla mesrür olmuşuz Bu dünyada müflis-u hane harap olduksa da Bu harabat ile biz ma'nada ma'mür olmuşuz Kul bizi zülm ile mücazat etse perva etmeyiz Şüphemiz yoktur ki indallahta me'cür olmuşuz Ehl-i Hakkız korkmayız i'damiden ber dariden Çünki te'yid-i ilahi ile Mansur olmuşuz SALİH'im, ehl-i salah'ım, dine can kıldım feda Lütfi hakla teşnegane ab-ı Kevser olmuşuz.
Sayfa 219
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dönemin Ankara hükümeti Şeyh Said hadisesini, Türkiye'nin iç kamuoyuna Kürt­çü ve bölücü bir başkaldırı olarak takdim ederken; Türkiye dışı­na, Batılı devletlere ise, dinci-şeriatçı, gerici bir karşı devrim ha­reketi olarak lanse etmiştir. Hükümet bu politika ile Türkiye ka­muoyuna Kürtçü-bölücü bir isyan olarak empoze ettiği hareke­ ltin Türkiye'nin diğer bölgelerinden, İslami grup ve cemaatlerden destek almasını engellemeye çalışmıştır. Şeyh Said'in dini kişili­ği, Nakşibendi tarikatına mensup olması ve isyanın İslami yönle­rinin bilinmesi halinde Şeyh Said ve arkadaşlarının Türkiye'nin batısındaki İslami çevrelerin de desteğini alarak hareketlerini -genişletmelerinden, başarılı olmalarından endişe edilmiştir. Aynı şekillde hadisenin etnik bir başkaldırı olarak bilinmesi halinde dış devletlerin isyana destek verebileceklerinden endişe edilmiştir. Onun içindir ki Şeyh Said hadisesinde resmi söylem içeriye baş­ka, dışarıya başka açıklamalar yapmıştır.
Sayfa 211
biraz bütün kitabı paylaşıyormuş gibi oluyorum ama olsun :d
Birçokları gibi David McDowal'da, 3 Mart 1924'ün, hilafe­tin kaldırılmasının bir dönüm noktası olduğu görüşündedir: 'Bu, (Hilafetin kaldırılması) asıl darbe oldu... Bu, Kürtlerin Türklere karşı duyduğu son ideolojik bağı da kopardı. Dini okulların, yani medreselerin ve tekkelerin kapatılması ise, çoğu Kürt için geriye kalan son eğitim kaynağını da ortadan kaldırmış oldu. Türkiye'nin1912-1922 arasındaki savaş yıl­larını aşmasına neden olan Kürtler, bu kez onun düşmanları haline geldiler... Bunlar, dini yönelimli şeyhler ve eski Ha­midiye ağalarıydı ki, halifenin savunulmasına samimi olarak inanıyorlardı. Şimdi bu insanlar arasında, onların daha ön­ceden en ufak bir bağlantı kurmayı kabul etmedikleri kişiler, yani Kürt milliyetçileri, bir direniş geliştireceklerdi." (David McDowall, a.g.e ,s. 192) "O Hilafet kurumu ki, dünyanın her yanındaki Müslüman­lar onun kuru bir unvana indirgenmiş adı karşısında dahi tazim (hürmet-saygı) göstermeden edemezdi. O Hilafet ku­rumu ki, ölüsü bile dosta umut, düşmana korku veriyordu. O Hilafet kurumu ki, 1400 yıldan beri başına gelen her türlü kazadan kurtulmayı başarmış ve bugüne kadar gelebilmiş tek dini kurumdu. Haçlılar ve Moğollar bile onu yok etmeyi başaramamışlardı." (Mustafa İslamoğlu, İslami Hareketler ve Kıyamlar Tarihi, Düşün Yayınları, s. 584) İlk başlarda Mustafa Kemal, her fırsatta hilafetin lüzumundan bahsetmektedir. Ne olursa olur ve sonradan hilafetin lüzumun­dan bahseden Paşa gider ve yerine hilafeti kaldırmak için 'gere­kirse bazı kellelerin gideceğini' söyleyen Paşa gelir. Bu ani fikir değişikliğine şaşıranlar arasında silah arkadaşı Kazım Karabekir Paşa da vardır: "Bir gün minberlere kadar çıkıp hilafet makamının kutsiye­tinden bahset, herkes boyun eğsin dinlesin, bir günde ani karar ver, 'Hilafet kaldırılmıştır,
Sayfa 203 - * Kazım Karabekir, P.K s. 256; aktaran: Mustafa İslamoğlu, s. 585
"Halifeliğin 1924 yılında kaldırılması Osmanlıların Müs­lüman 'ümmet' kavramını zayıflattı... Kürt dini ve aşiretsel liderleri kendi otoritelerini saltanat ve hilafet kurumların­ dan aldıkları için, bunların ortadan kaldırılması kendilerinin de güncel ve spritüel meşruiyetlerini ortadan kaldırdı. Bu­nun sonucu olarak da Türkiye Cumhuriyeti Kürt kimliğinin tüm ifadelerini yasakladı... Kürt kimliğine yönelik bu tehdit, Kürtleri birbirleriyle çelişen, bazen tamamen zıt noktalarda bir araya getirerek Cumhuriyet Türkiye'sine yönelik ortak bir mücadelede birleştirdi."
Sayfa 202 - Nader Entessar, Kurdish Ethnonationalism, Boulder. CO, Lynne Rienner Puplis­ her, 1992, s. 83 ; aktaran: Mustafa Akyol, s. 88.
Tüm bu itirazlara rağmen Lozan' da Musul meselesi ertelendi. İngilizler yapmayı vaat ettikleri referandumu da Kürtlerin Tür­kiye yanlısı tutumlarından dolayı yapmadılar ve bir oldubitti ile Kuzey Irak'ın tamamından oluşan Musul Vilayeti'ni kendi kur­durdukları Irak Krallığı'na kattılar. Bir dönem İngilizlere umut bağlayan bazı Kürt ulusalcılarının hayal kırıklığı ise büyük oldu. Ekrem Cemil Paşa bu duygularını şöyle dile getirir: "İngiliz devleti Kürd'ü esir pazarlarında bir köle gibi Mustafa Kemal ve Bağdat Kralı Faysal'a sattı."
Sayfa 199 - Ekrem Cemil Paşa, a.g.e., Beybun Yayınları, s. 53.