Zehranur

Zehranur
@Raperin_
Okumazsak mutlaka kullanışlı birer herkese dönüşeceğiz. Evli
Mütercim tercümanlık
Ankara
2003
457 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Şark İstiklal Mahkemesi Savcısı Ahmet Süreyya Özgeevren hatıratında mahkemelerdeki feci durumu bizzat kendi ağzından itiraf etmektedir: "Bir gün mahkemeye karayağız bir Kürt genci getirdiler. Ha­kimler sorguya çekti. Türkçe bilmediği anlaşılınca, hakimler danıştılar ve delikanlının idamına karar verdiler. Gerekçeleri şöyleydi: 'Türkçe bilmeyen bir kimseden bu memlekete ha­yır gelmeyeceğinden idamına karar verildi.' Hemen o gece götürüp çocuğu astılar."
Sayfa 240 - Süreyya Özgeevren, Hatıralar; aktaran: Musa Anter , 2000' e Doğru, Sayı 51, 10 Ara­lık 1989, s. 20.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Elazığ kentinde oturanların çoğunluğu Türkçe konuşuyordu. İsyancıların Halifeliği ve Şeriat'ı geri getirecekleri düşün­cesiyle onlara yardımcı oldular ve kenti isyancılara teslim ettiler. Kürt isyancıların yağmacılığa başlamaları durumu de­ğiştirdi. Eşraf ve halk, bu kez devlet güçleriyle işbirliği yapıp, Elazığ'ı geri aldı.'' (Naci Kutlay, Kürt Kimliği Oluşum Süreci, s. 174-177.) "Şeyh'in kendisi de mahkemedeki ifadelerinde bu durumdan duyduğu üzüntü ve ümitsizliği dile getirir. 'Benim maksadım bu dine hizmet vermekti... Muvaffak olamadık. Şimdi anladım ki muvaffak olsaydık da bu ahali ile bir şey olmazdı. Vaziyet bu idi. Çünkü ahaliden sıtkım sıyrıldı. Şeriata razı olan ahali kalmamıştır."'
Sayfa 238 - Süreyya Özgeevren, Dünya gazetesi, 12 Haziran 1957.
milletine hain adamdan hayır gelmez, asırlık ders.
Hazrolu Seyfeddin Paşalardan Hatip Bey, Mustafa Kemal'in huzuruna çıkıyor. Şeyh Said'e karşı hükümetle işbirliği yap­mış, ama o da sürülmüş. Binbir güçlükle Paşa'ya ulaşıyor. Kapıdan içeri girince bakıyor, Mustafa Kemal elini şakağına koymuş, düşünüyor. Hatip Bey diyor ki 'Paşam biliyorsunuz size bağlılığımı ve saygımı. Biz sizinle Şeyh Said'e vurduk. Onlar bizden öldürdü, biz onlardan öldürdük. Şimdi bizi as­san bize ağır gelmez. Fakat sen bizi onlarla bir yaptın, sür­dün. Bu ağırımıza gittiği için sana geldik.' Mustafa Kemal şöyle baştan savıyor: 'Hatip Bey, sen akıllı bir adamsın. Bir insan ki milletine haindir, ondan bir hayır gelmez, hadi gidin' diyor.''
Sayfa 236
'Allahsız cumhuriyet' iyiymiş :)
"Kürt ayaklanmasını, Allahsız Cumhuriyeti devirmeyi ve ha­lifeyi geri getirmeyi isteyen derviş ve şeyhler yönetmişti."
Sayfa 232 - Bernard Lewis, Modern Türkiye'nin Doğuşu, s. 236
(isyana karşı orantısız güç kullanımı olacağı söylendiğinde dönemin başbakanı Fethi Okyar;) 'Böyle bir şeye lüzum yoktur. Bu isyan o ka­dar hiç ki, Harput'ta ahali onları tepeledi. Birkaç taburluk bir iş. Sizin maksadınız başka. Bunu bahane edip terör yapmak istiyorsunuz. Milleti asıp kesip ortalığı sütliman yapmak, kan ile mevkide oturmak istiyorsunuz. Ben böyle büyük bir güna­hı işleyemem, alet olamam.'" (Rıza Nur , a.g.e. , 4/1326) Yeni Başbakan İsmet Paşa'ya acilen şu yetkiler verilir: 1. Sıkıyönetim ilanı, 2. Hıyanet-i Vataniye Kanunu, 3. Takrir-i Sükun Kanunu, 4. İstiklal Mahkemeleri kurulması. İsmet İnönü' nün damadı Metin Toker bu yeni dönemi şöyle anlatmaktadır: "Bu ortamda ancak mezar sessizliği olacaktı. Hiç kimsenin yapılanları tartışması istenmiyordu. Yapılanlar sadece övü­lebilecekti. 1925 Türkiye'sinde Gazi'nin, İsmet Paşa'nın ve onların yanında yer almış 'Silahendaz mebusların' memle­kete müsaade etmeye niyetli bulundukları hürriyet bundan ibaretti.''
Sayfa 228 - Metin Toker, Şeyh Said İsyanı, s. 52.