"Bırak beni, başımı biraz dizine koyayım." Dedim.
Uzaktan uzağa gelen katliam gürültüleri kulaklarımdaki sıtma uğultularıyla karışıyor. Nice zamandan beri bu kadar rahatlık ve sükûn hissettiğimi bilmiyorum. Meğer, bir cadı kazanı gibi kaynayan kafamın biricik ihtiyacı böyle bir dize yaslanmaktan ibaretmiş. Kaç yıldır, evet kaç yıldır, annemin dizleri toprağın altında çürümeğe gittiği günden beri hiç bunun kadar yumuşak bir yastık bulamamıştım.
Ama sen bana öyle bakarsan sürekli ben yapamam Akif Selim, tutamam kendimi daha fazla ya ağlarım güzelliğine ya da hiçbir zaman benim olamayacak kalbine.