Maalesef, Türkiye’deki firma sahiplerinin büyük bir kısmı lider olmaktan çok patron olmayı tercih ettikleri için, başarıyı paylaştırmaktan çok, sahiplenmek isterler. Personelin üzerinde sürekli baskı uyguladıkları için, alt kademe yöneticilerinin de personelin üzerinde baskı uygulamaları hoşlarına gider. Bunun sonucu olarak bu firmalarda “işi değil kişiyi kontrol etmek” en önemli faaliyet haline gelmiştir.
Gençler bir kere yetkili makamlara atanmak için liyakata gerek olmadığını, para kazanmak için ahlâkın bir kenara bırakılması gerektiğini, başarmak için hileye gerek duyulduğunu düşündükleri zaman onları bir kere daha kazanmak mümkün olamıyor.
“Devlet, mal ve hizmet üretenin maliyetini düşürmek için altyapı yatırımı yapar...” Demek ki, enflasyonla mücadelenin kalıcı hale gelebilmesi ancak ve ancak iktidar sahiplerinin büyüme değil kalkınmayı önceliği almasıyla gerçekleşebilir.
Altyapımızla ve insan kaynağına yaklaşımlarımızla hiçbir şekilde hazır olmadığımız bir halde yeni döneme yakalandık. Bu, herkesin farkında olduğu ama kimsenin yüksek sesle ifade etmediği bir durum.