Ali Osman Bulut

Ali Osman Bulut
@Raskolniko
İletişim sosyolojisi ve Etnografi Kent ve birey Kitap, doğa, sinema ve fotoğraf
Doktora
İstanbul
İstanbul
44 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
Sabitlenmiş gönderi
Acıya ve sevince açılan gelecek zaman kapılarını sürgüledim Zindanda gözlerim Nice yollar açıldı ellerinle Esrarlı bir düş idi varlığın Yusufcuk gerdanına asılı Minelendi hüzünle mühürlendi Fethin muştusu berzaha Sesinin şifası yarına emanet Allahaısmarladık
Mâha varan yolu görmek istersen semâya nazar eyle Ahdine vefa Nazar eyle eleme gark olan gönle Göğe bak
Elem
Beni sorarsan Kış işte Kalbin elem günleri geldi Olabildiğince kalabalık şehrin ışıklı caddeleri Karanlık senden sebep benim göğüme mühür Adına emanet diye bıraktığın sızı Daha talaşlı senden Kim bilir! adınla yanmak ne büyük mükafat insana Kim bilir! Yitişin nasıl kıyamet olur gönül dergahına Kış işte yolundan geriye kalan Elem
Ve oradan sustun
Sus Duymasın kimseler avuçlarıma işlenmiş kederi Bilmesin, adını elham edip zikrettiğimi Büyüsün dolaşsın ömrüme kederin Kapıların nicedir sürgülü Ellerin kırgın Adın yine tepeden tırnağa yaşamak Mine Sürgün, göz perdelerime astığın bakış Eşiğine iliştirdiğim mısralar şiir değil Kederin hıçkırığı Ve şimdi… Gece, omzuma çökmüş eski bir derviş gibi konuşuyor. Diyor ki: “İnsan en çok, adını kimseye söyleyemediğini özler.” Şehrin bütün ışıkları sönse Yine yüzünün bıraktığı aydınlık kalırdı içimde. Çünkü bazı insanlar gitmez; Sadece kalbin en derin yerine çekilir Ve oradan susar ömür boyu..
Korkunç şey göğün uçsuzluğunda aramak seni