“Birbirlerine söyleyecek başka şeyleri yok muydu hiç? Gözleri daha önemli bir konuşmayla doluydu; bayağı tümceler bulmaya çalışırken, ikisi de aynı bitkinliğe gömüldüğünü seziyordu; ruhun bir mırıltısı gibiydi bu, derindi, sürekliydi, seslerin mırıltısını bastırıyordu.”
“Bazı bazı bir kitapta, bir zamanlar kafanızdan geçmiş, belirsiz bir düşünceye, uzaktan gelen, en ince duygunuzun ortaya serilişi gibi olan, kararmış bir benzetmeye rastladığınız oldu mu hiç ?”
“Otların kıyısından akan su, çayırların ve tekerlek izlerinin rengini ayırır, böylece kır, kadife yakası gümüş şeritle çevrili büyük ve açılmış bir mantoya benzer.”
“Ancak belli bir toprakta yetişip başka topraklarda boy atamayan bir bitki gibi, kendi mutluluğunu da yeryüzünde ancak bazı yerler sağlayabilirmiş gibi geliyordu ona.”