Muhakkak ki, ölüm tehlikesiyle, korku ve açlıkla, mal, can ve ürünlerin eksiltilmesiyle sizi sınayacağız. Ama zorluklara karşı sabredip sebat ve dayanıklılık gösterenlere iyi haberler müjdele.” (2 Bakara 155)
Affedişlerin en makbulü muktedirken affetmek, iyiliklerin en güzeli ise kötülüklere karşı yapılandır. Merhametlerin en üstünü kendisine acımayanlara acımak, şefkat etmek ve merhamette bulunmaktır. İşte, Kâinatın Efendisi bunu yapıyordu! Çünkü o, Cenâb-ı Hakk'tan dersini şöyle almıştı:
"Affı (öne) al, iyilikle emret ve câhillerden yüz çevir!"833
"İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir şekilde sav. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost oluverir." (Fussilet Suresi, 41:34
Onlara derdim ki:
“Kardeşim, ben senin bu hastalığına karşı bir düşmanlık beslemiyorum. Sana acımıyorum ki bu hastalığın geçmesi için dua edeyim. Senin bu hastalığın, seni tam uyandırıncaya kadar sabretmeye çalış. Hastalık görevini bitirdiğinde, Rahîm olan Yaratan inşallah sana şifa verecektir.”
Ayrıca şunu da eklerdim:
“Bazı yaşıtların sağlıklı olduğu için gaflete dalıyorlar. Namazı terk ediyorlar, ölümü ve kabri düşünmüyorlar, Allah’ı unutuyorlar. Sadece kısa bir dünya hayatının geçici keyfi için, sonsuz bir ebedî hayatlarını tehlikeye atıyorlar, hatta mahvediyorlar. Ama sen, hastalığınla kabrini ve daha sonra varacağın âhiret menzillerini görmeye başlıyorsun ve ona göre davranıyorsun. Bu yüzden, senin için hastalık aslında bir sağlık gibidir. Buna karşın, bazı yaşıtlarının sıhhati, aslında bir hastalıktır.”
"Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin hali başınıza gelmeden Cennet’e gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar ve sıkıntılar gelip çattı ve öyle sarsıldılar ki, peygamberleri ve beraberindeki mü’minler, ‘Allah’ın yardımı ne zaman?’ dediler. Dikkat edin! Şüphesiz Allah’ın yardımı yakındır."
(Bakara Suresi, 214. Ayet)