Özgürlük insanlara gelişip aydınlanma için fırsat verirken, izin ise kötülüğü normalde onu yakıp kül edecek güneş ışığının altında büyüme imkanı sunuyor.
Kendini beğenmiş bir diktatör, tebaasının, dünyanın kötülüklerini kendileri savunamayacak kadar güçsüz olanlara yüklemesine izin verir. Kibirli bir kraliçe, Tanrı adına katliam yapılmasına izin verir. Burnu havada bir devlet başkanı kendi hırsı körüklendiği sürece her türlü nefretin yayılmasına izin verir. Bu meselenin tatsız gerçeği de şu ki insalar bunu yalayıp yutuyor. Toplum tıka basa karnını doyurup ardından çürümeye yüz tutuyor. İzin, özgürlüğün şişmiş cesedidir.
Öte yandan insanların maaşın da ötesinde temel bir ihtiyaçları var. İşe yarar, üretken ya da en azından meşgul olma ihtiyacı ki bu meşguliyetin topluma herhangi bir faydası olmasa bile.
Bir insanın yapabileceği ya da olabileceği şeylerin bir sınırının olmaması? Dünyadaki herkes hayal edebildiği her şey olabilirdi. Ne yazık ki insanların hayak gücü körelmişti. Birçok insan için hayal gücü işlevini kaybetmiş, gereksiz hâle gelmişti, (...) İnsanlar sonu gelmeyen durgun hayatlarını yaşarken hayal gücünün baş döndüren aşırılıklarını özlüyor mu?