Kendi halinde kendince kitaplarına âşık bir okurum sadece
Edmond Jabes'in dediği gibi: Umut belki de gelecek sayfadadır. Kapatma kitabı.
In libris libertas
Okyanus ve gökyüzü denen, kendisi için biri mezar diğeri kefen işlevi görecek iki sonsuzlukla sarmalandığını hissediyor. Hava kararıyor, saatlerdir yüzüyor, gücü tükeniyor; içindeki insanlarla uzaklaşan o gemi ufukta silinip gitti, alacakaranlığın girdabında tek başına, suya batıp çıkıyor, geriliyor, eğilip bükülüyor, altındaki görünmezin cani dalgalarını hissediyor, "İmdat!" diyor.
Hiç kimse yok. Tanrı nerede?
"İmdat!" diyor. Biri! Biri! Sürekli "İmdat!" diyor.
Ufukta hiçbir şey yok. Gökyüzünde hiçbir şey yok.
Derinliklere doğru umutsuz çığlıklar atıyor. Çekip giden o yelkenli nasıl da hayalet gibi görünüyor! Ona bakıyor, çılgınca bakıyor. Gemi uzaklaşıyor, soluklaşıyor, küçülüyor. Az önce diğer tayfalarla birlikte güvertede gidip gelen, soluk alıp verme ve güneşi görebilme olanağına sahip olan bir insandı. Şimdi ne olmuştu da bu hale düşmüştü? Ayağı kayıp suya düşmüş, işi bitmişti.
Yıllar geçtikçe bu ruh yavaşça ama tehlikeli bir şekilde duygusuzlaşmış, duygusuz yürek gözyaşlarını kurutmuştu. Cezaevinde kaldığı on dokuz yıl boyunca tek bir damla gözyaşı bile dökmemişti.