Günün birinde kol ağaları,kahve denilen koyu renkli bir içkiyi kullanmış olan Sivaslı hamamcıyı tartaklamislardı.Hamamcı, Padişah'ı görür görmez sokağın ortasında kendisinden yardım istemişti.Hamamcıbaşının iddiasına göre kahve içmek kanuna aykırı değildi.Bazı kimselerin kahveye uykunun ve zurriyetin kara düşmanı dedikleri doğruydu ,fakat ortada kahveyi men eden bir kanun yoktu.
Bir zamanlar krallara,sultanlara,ve çarlara saygı duyuyor, monarşiye karşı olanlardan nefret ediyorduk.Bugun cumhuriyetçiyiz ve cumhurbaşkanlarına alkış tutuyoruz.Yarın yeniden monarşist olabiliriz.
Bizans döneminde İstanbul'un ekmek gereksinimini karşılayacak olan buğday ,imparator Büyük Konstantinos (306_337)devrinden itibaren Trakya ve Mısır'dan gelirdi.Konstantinopollisli ünlü halk şairi Fakir Prodromus'un şiirlerinde belirtildiği gibi ,has buğday unundan yapılan katharos artos (temiz ekmek) zenginler tarafından tuketilirken ,geniş halk yığınlarını besleyen ikinci sınıf tıs ptohias(yoksulların ekmeği) buğday,arpa,çavdar unlarının karışımından yapılırdı.
Sincaplar ve çizgili sincaplar da vejetaryandır ama emzirme döneminde etçil olmakla kalmayıp, yolda buldukları turdeslerinin leşlerini hevesle mideye indiren birer yamyama dönüşürler.
Bir köpek ırkı gürültünün sarsıcı etkilerine karşı ilginç bir savunma geliştirmiştir.Uzun QT sendromuyla doğdukları için gürültüye bağlı ani ölüme duyarlı olan Dalmaçyalılar bazen şans eseri sağırlığa yol açan bir gen taşır.Bu İşitsel yeti kaybı ,hayvanın sesleri duymasını engellediğinden ,hassas kalbini ölümcül ritm bozukluklarına karşı koruyan bir nimettir