Toporov'dan başlayarak, nezaretlerde masa başında oturan temiz pak, nazik, ufak memurlara varıncaya kadar bütün memurlar, yönetimin bozukluğu yüzünden suçsuz insanlara boş yere acı çektirilmesine üzülmüyor, yalnızca kendileri için tehlikeli saydıkları kimseleri yok etmeye bakıyorlardı.
“Kendine güveni asıl durumun böyle olduğunu düşündüğü için değil, şundan ileri geliyordu:
Gerçek durumun tahminlerine uygun olamayışı, onu rahat hayatının son günlerini huzur içinde yaşayan saygıdeğer bir kahraman konumundan uzaklaştıracak, ömrü boyunca vicdanını satmış ve bu ihtiyar yaşıyla da satmaya devam eden bir alçak olduğunu kabul etmek zorunda bırakacaktı.”
"İyi ya işte. Mesele sevdiğiniz kitapları hayatınızın kırılma anlarında yeniden okumaktır.Kitapların canlı olduklarını, nefes aldıklarını, tıpkı insanlar gibi yaşlanıp huy değiştirdiklerini o zaman anlarsınız.”
“Şu noktada yanılıyorsunuz: Biz savcıları, hatta genel olarak bütün adliyecileri, özgür düşünceli insanlar saymaya alıştık. Gerçi bir zamanlar böyleydiler, ama şimdi durum bambaşka. Şimdi bunlar sadece ayın yirmisini düşünen memurlardır, o kadar. Aylıklarını alır, bu paranın karşılayamayacağı bir sürü gereksinimleri olduğunu söylerler, bütün bildikleri bu.
Kimi isterlerse suçlar, mahkemeye verir, hüküm giydirirler.”