Firâkun bagrumı taglar ne bilsün kadrüni saglar
Seni görmeyeli dostum bu gözüm kanlı yaş aglar
Akar yaşum sele benzer ‘ömür geçer yile benzer
Güler yüzün güle benzer ne bilsün geçe bu çaglar
Gülün bülbül olur yâri anuniçün kılur zârı
Gülistândur anun yiri makâm olmaz ana bâglar
Balı yagı n'ider bülbül din ana karşu gülsün gül
‘Âşık yükini şöyle bil ki çekmedi yüce taglar
‘Âşık ‘ışkun yükin çeker yücelerden yüce çıkar
Görür dost yüzine bakar gönül ma'şûkına baglar
Derviş Yûnus hônı geldi teveccüh ma'şûka kaldı
Gönülde sevdügin buldı anunla gönlüni baglar
Yunus Emre
Kanatlarım kırılalı çok oldu, Milena. Uçmayı benim aklıma sokma.... ''Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım?" Franz Kafka - Milena'ya Mektuplar
Büroya saat onda gelebildim.Çamuru biraz temizleyeyim dedim.Ama hadememiz Sneginev:
"Olmaz,fırçayı bozarsın;demirbaştır."diye izin vermedi.
Görüyorsunuz ya,insanlar nasıl değişiyorlar.Ayaklarını sildikleri bez parçası kadar değerim kalmadı gözlerinde.Beni asıl bu mahvediyor Varenka! Para değil ,bütün bu yaşam sıkıntıları!
Anadoluyu derinden tanıyan bir arkadaşım bana bir gün ne güzel bir ders vermişti.Bir otelde birkaç gün hizmetimize bakmış fakir bir kadına dallı basmadan bir entarilik hediye edecektim.Arkadaşım:
- Yapma,dedi,fukarayı para kadar sevindirecek bir şey yoktur.Basmayı verirsen derhal yarı fiyatına satar,parayı tahvil eder.Işine daha ziyade yarıyacak bir şey alır.Yerine göre bir çeyrek bu fakirlere bir kat elbiselikten daha faydalıdır.Çünkü onunla tedarik edeceği iğne iplikle bütün bir ailenin giyeceğini yamalamak mümkündür.