“Örneğin ilk yasak, kavrulduğu için kahvenin insan sağlığını tehdit ettiği iddiasıyla geliyor. 16. Yüzyıl ortalarında Şeyhülislam Ebussuud Efendi veriyor fetvayı; ‘Kahve haram.! “
“Kahvehanelerin yaygınlaşmasıyla insanlar bir araya geliyor, kahve sohbetleri arasında fikir alışverişleri yaşanıyor ya, yöneticileri alıyor bir telaş. İsyan hazırlığı merkezi olarak gördükleri kahvehanelere gidilmesini engellemek için önce fetvalar veriliyor, yetmeyince de yasaklar giriyor devreye.”
Meğer İstanbul benim doğduğum büyüdüğüm gezip tozup yiyip içtiğim İstanbul değilmiş. Meğer sadece benim bizim değil ötekilerinmiş. Ben meğer ise İstanbulu yaşayan kimlerden taşınıp bu istanbula doğmuşum.
Bütün bildiklerinizi unutun..
İstanbul ile yeniden tanışma zamanı..
1930 lu yıllarda İstanbul üniversitesinde görev yürütmüş prof. Maximilian Wagner’ın günümüzde konuk olarak tekrar İstanbul üniversitesine gelip halkla ilişkiler görevi yürütmekte olan Maya ile tanışması ile
bu baş döndürücü hikaye başlar.
Yahudilerin uğradıkları nazi zulümlerinden,mavi alaya,ülkelerin siyasi ilişkilerine ve çıkarlarına uzanan bu hikayenin her anı acı bir aşk hikayesini anlatan sürükleyici, merak uyandıran, gezdiren, sorgulayan ve ayrıca öğreten bir kitap olmuş. Sonunu inanılmaz merak ettiğim ama kitabın bitmesini istemediğim bir anlatım ve hikaye..
“Yürek parçalayan ve çekici.”
Herkese keyifli okumalar diliyorum.