1880'lerde çalışan Paul Cezanne ve 1900'lerde çalışan Henri Matisse'e kadar hiçbir Batılı ressam,tuvalinin üstünde,izleyicinin tamamlaması için kasten boş alan bırakmamıştır.
Ben meslek hayatımda,işimden, hastalarımdan başka hiçbir şey görmemeye,yaşamamaya kararlı, gözlerime at gözlükleri takmış doludizgin koşarken, bir güzellik girdi yaşamımıza.Sütlü kahverengi,bir Murat 1 24. Muhteşem! Çağlayan'ın Çınar'ın ve benim sevgilimiz! Altmış sekiz bin lirayı on takside bölerek sahibi olduğum, alındığı gece,kapımın önünden çalınan, sonra Dolapdere'de bulunan, bulunduğu takdirde hayatım boyunca ona insan muamelesi yapacağıma ant içtiğim,ilk arabam!
Hür mason olma sürecinin doruk noktasını teşkil eden üstat derecesi töreni üçü arasından en önemlisidir. Önceki iki törenden çok daha uzun sürer ve ölüm temalıdır.Lakin oldukça eğlenceli bir törene benzemektedir. Tören sırasında biraderler Süleyman
Tapınağı'nın mimarı Hiram Usta'nın ölümünü canlandıran kısa bir gösteri icra eder. Hilciyeye göre taş ustalığının sırlarını vermeyi reddeden Hiram Usta kafasına indirilen bir dizi darbeyle öldürülmüştür.Ritüelde üstat adayı Hiram rolünü oynar.Kendisine bağırıp çağrılır, nazikçe tartaklanır ve ardından loca içinde cenaze alayı düzenlenircesine gezdirilen keten bezinden bir ceset torbasına "gömülür". En nihayetinde Hiram Usta,üstat el sıkışmasının büyüsü ve hayat veren özel bir mason sarılması sayesinde hayata döner.
Mason sırlarını paylaşma ihanetinde bulunduğu takdirde maruz kalacağı cezalar kan dondurucudur: "Cezam boğazımın yarılması,dilimin kökten sökülmesi ve günde iki defa medcezir yaşanan bir kumsalda kıyıdan yüz kulaç mesafede,suyun en alçak seviyesinde kuma gömülmemden daha azı olmasın." Bu sözleri söyleyen aday,yeminini kutsal kanun kitabını öperek mühürler. Artık "yeni mükellef (newly obligated)" mason olmuştur.