Osmanlı'da Rumlar ve Ermeniler ticaretle ve hayvancılıkla zengin olurken,Türkler daha çok askerlik ve tarım ile uğraşıp belli bir zenginlik elde edemiyorlardı.Özellikle dış ticareti ellerinde bulunduran ve ayrıcalıklardan yararlanan bu toplulukların zenginliği Türk unsurların fakirliği ile tezat teşkil
ediyordu.
Sarraf,para ile ilgili etkinliklere ilişkin bir sözcüktür.Avuçlarının içlerindeki bakır ve gümüş paralarla sokaklarda gezerek para değişimi yapanlar,tefecilik yapan para tacirleri,vergi genel mültezimi,han ve bedestenlerdeki küçük dükkanlarda oturan sarrafların hepsi bu isimle anılır. Bu sözcük,para uzmanı,madeni paraların bileşimine garanti veren ve tedavüldeki parayı sanki 'denetleme hakkı 'na sahip olan otorite gibi anlamları da içerir.
Eğer insanlık tarihi ölçeğinde bakacak olursak,barış içindeki bir ülkede yaşamak,özgürce seyahat edebilmek, bir parmak şaklatmayla karar vererek canımızın istediğini yiyebilmek olağanüstü bir şey! Bu bize sıradan görünüyor ama aslında inanılmaz bir lüks!
Biraz geri çekilip de baktığımız zaman,
şimdi olduğu gibi böyle istediğimiz yerde oturabiliyor olmamız,yemek istediklerimizi özgürce seçebiliyor olmamız inanılmaz bir şey,öyle değil mi?