Tiamat, tam bir İhsan Oktay Anar işi: karanlık, yoğun, tuhaf ve mistik. Denizaltı atmosferiyle mitolojiyi öyle bir harmanlıyor ki okurken hem büyüleniyorsun hem de ‘bir dakika, ne oluyor burada?’ diye durup düşünüyorsun. Olay akışını okurken o denizaltının içindeki ağır havayı bile hissedebiliyorsun. Dil ağır, terimler bol(İhsan Oktay Anar üslubu tam olarak), ama okumaya başlayınca akıyor. Karakterler çok derin değil, ancak o canavarın işlenişi çok derin. Kolay okunacak bir roman değil; ama Anar’ın o kendine has evrenini & kalemini bilenler için keyifli bir okuma olacaktır. Bolca denizcilik terimi öğrenmek de bonus.