Yaşamış olduğu hayata dair gerçekten kafa yorduğunda kapıldığı hislere kapılmıştı tekrar: Üzüntü diyebilirdi ama acıyarak üzülmek değildi onun ki, hayatla cebelleşen tanımadığı milyarlarca insanı kapsayan geniş bir kederdi; insanların en berbat şartlara, en zor yaşantılara rağmen her yerde hayata tutunmalarına duyduğu hayretle karışık bir keder. Hayat çok hazin gelirdi o anlarda. Bunu bile bile hepimiz yaşıyoruz. Bile bile dört elle sarılıyoruz, bize avuntu olacak bir şeyler arıyoruz.
Endişeliydi çünkü hayatta olmak endişelenmek demekti. Hayat korkutucuydu, bilinmezlerle doluydu. Malcolm’un parası bile onu bütünüyle bağışık kılamazdı. Hayat onun da başına gelecekti.
Caleb onun hep düşündüğü, baştan beri kendisine öğretilen şeyi doğruluyordu ve kişinin fikrini değiştirmesindense kendine belletilenlere inanması hep daha kolaydır.