"Dünyayı küçük gördüğü için kendini büyük sanıyordu. Tabi büyük bir göz yanılsaması söz konusuydu. Eğer dünya sandığı kadar küçük olsaydı, kaybolmamak için bu kadar uğraşır mıydı sokaklarında?"
"Ve nefesimi tuttum. En derine, en dibe inebilmek için. Bıraktım kendimi hayat okyanusuna. Beni dibe çeken zihnimin ağırlığıydı. Ve dibe daha çok vardı. Ama gidiyordum. Yavaş yavaş. Ayaklarına beton dökülmüş bir mafya kurbanı gibi... En derine. Dünya yuvarlak. Hayat da öyle. En derini aynı zamanda da en yükseğidir hayatın. Nereden baktığına bağlı. Elindeki şişede ne kadar hayat kaldığına bağlı... "
"Üç dört yıl önce, sürekli beraber gezdiğim oğlandı, biraz önce yanımdan yürüyen. Sonra nedendir bilinmez aramamıştık birbirimizi. Darwinist dostluklar! İşlevini kaybedince yok olanlardan..."
"Oysa hayatlarının belli dönemlerinin her saniyesini aşka verebilenler gerçekten yaşarlar. Sadece sevgilileri ve kendileri. Başka hiçbir şeyle ilgilenmezler. Yüzde yüz aşk! Dengesizlik, gerçek duygusunun ve gerçeğin tek kapısıdır."