Vişnee

Vişnee
@Readerloji
Puan vermedi·136 syf.··
2024 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2024 23:13
Size bugün öyle güzel bir kitapla geldim ki bu güzellik sizi pozitif edecek, mutluluk verecek bir güzellik değil, bilakis sizi rahatsız edecek, bunun gerçek olmamasını dileyeceksiniz ama onu çoktan gerçekleşmiş bir olay olarak tarihe geçmiş olarak okuyacaksınız. Konuya geçmeden önce kitabımız İthaki Yayınlarının basımıyla Japon Klasikleri olarak on dördüncü sırada yer alıyor. Dr.Takaşi Nagai'nin kendi kaleminden II.Dünya savaşı sırasında ABD'nin Japonya'ya attığı nükleer bombalar; Hiroşima ve Nagasaki buralarda yaşanılan dramları okuyoruz. Kitabımız aslına bakarsanız, akıcı mı akıcı amma velakin yaşananların gerçek oluşundan olacak ki hikaye okuru acıya boğuyor. Kitabı okumaya başladığım anlarda daha ilk sayfalarda anladım ki bu bir akademik kitap değil bu kitap yaşanılanları birebir yaşayan yazarın kendi yaşadıklarını bize anlatmasını okuyoruz. Bakınız bu kitap öyle bir kitap ki acıyı en derininden yaşıyorsunuz, yazarın yaşanılanları tüm gerçekliğiyle kağıda dökmesi ve bu yaşanılanların gelecekte tarihe geçeceğini vurgulaması üzerine okura bu söylenilenler yetiyor diye düşünürken bize verdiği tavsiyeleriyle ve kimi zaman insanoğuluna söylemleriyle resmen okuduklarınız boğazınızda bir yumru oluşturuyor.Bu okuduğum ikinci Japon Klasiği olsa da her ikisinde de gördüğüm şey malum olay yaşandıktan sonra yazarın dikkat çektiği şeyin toplumun nasıl bireyciliğe dönüştüğüdür. Siz şuan ne okuyorsunuz bilmiyorum ama Nagasaki'nin Çanları'nı keyifle okumayacağınız zorlu bir okuma sizi bekliyor ve tabii ki kitap önerisi... | Çevirmen: Esmanur Yiğit & Esranur Yiğit | | Kapak İllüstrasyon: Kiyoçika Kobayaşi |
Nagasaki’nin ÇanlarıTakaşi Nagai · İthaki Yayınları · 20222,186 okunma
Reklam
"bol spoili"
Puan vermedi·109 syf.··
2024 10. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2024 15:03
Bugün Japon Klasiklerinden okuduğum ilk kitabın yorumuyla geldim. Okuyucular olarak bazen istesek de istemesek de bazı akıntılara kapılıp gidiyoruz, biliyorsunuz ki Japon klasikleri bir okumadır gidiyor, herkesin sevdiği bir tür olarak başlasa da birkaç kitaptan sonra bir türlü devamını getiremediği, getirmek istemediği bir okuma türü olarak karşımıza çıktı. Kitap akıcı mı akıcı, okuru sürükleyip gidiyor. Peki efenim, nedir bu okuru sürükleyip giden şey? Kitabın başından sonuna kadar buhranlı olduğunu söylemeliyim.Okudukça bitmek tükenmek bilmez duygularda boğuyor bizi. Kitabın konusu aslında çok basit aile kavramında özellikle kız çocukları için baba figürü önemli deselerde ben her zaman kız-erkek farketmez her iki tür içinde baba figürünün önemli olduğunu düşünenlerdenim.Baba figürü her zaman aslan-kaplan-dağ-direk-kale olarak görüldüğü için en azından onlara öyle ithafta bulunulduğu için baba her zaman elimizdeki önemli bir figür. Kitabımızda başkarakterimiz de başta babası olmak üzere annesi olsun, abisi olsun, ablası olsun, arkadaşları olsun ve hatta hatta evdeki yardımcıların gözünde bile bir değer yargısının zerresini taşımaz, hissetmez.Eh tabii bilirsiniz, bilmelisiniz insan bir yere bir gönüle bir simgeye ait hissetmeli kendini, bu insanın doğasında var olan bir şey. Bu durum böyle olunca başkarakterimiz herkes için vasıfsızdır, herkes için görünmezdir, kaybolsa üç gün kimsenin bilemeyeceği biri.En çokta babasının sevgisini tadamadığından bu durum onu öyle bir yere getirir ki bir daha asla iyileşmiyor.Yine de bence insan her ne yaşıyorsa yaşasın kendince varolabilmeyi başarmalı, başarabilmeli, keder herkes için vardır, sevgi bitebilen ya da bazı gönüllerde kendini göstermeyi hiç ifade edemeyen bir şey olarak karşımıza çıkabilir, bununla mücadele etmek yerine
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Sel Yayıncılık · 202060,3bin okunma