Kendi geçici varoluşunun sonunu göremeyen insan hayatta nihai bir hedefi de amaçlayamıyordu. Yaşamayı normal bir hayat süren insanın aksine geleceğe ertelemişti. Bu yüzden de iç yaşantısının tüm yapısı değişmiş ve hayatın diğer alanlarından bildiğimiz çürüme işaretleri ortaya çıkmıştı. Örneğin işsiz bir işçi de benzer durumdadır. Varoluşu geçici hale gelmiştir ve gelecek veya bir amaç için yaşayamaz.
İnsan ancak kaybetme cesareti gösterdiğinde her şeyi, sadece kaderini değil ismini ve kent soyluluğunu da üzerinden attığında bir de her günü son günüymüş gibi yaşadığında gerçekten yaşar.