Yoksulluk İçimizde
Hayatım her gün kazandığım yeni yalnızlıklarla zenginleşiyor.
Besbelli sükûnet gerek.
Güzel şeyler var etrafımızda. Bazıları bu güzel şeylerin farkına varıyorlar.
Gayret atına bin, himmet dile ve ümîd et. Bidayeti parlak olanın nihayeti de parlaktır. Gönül eri garîb olmaz.
Güldü. Garip bir gülüşü vardı. Gülünç bir şeye değil de acı bir şeye güler gibiydi.
Her meseleye cevap veren, her gördüğünü kucaklayan, her bildiğini anlatan bir kimse mi gördün; derhal ondan uzaklaş.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
“Yoksulluk sadece ceplerde mi, yoksa ruhlarımızda da mı?” diye sorduran, derinlikli ve sarsıcı bir Mustafa Kutlu hikâyesi…
Kutlu, her zamanki gibi sade ama vurucu üslubuyla bizi büyük şehirlerin keşmekeşinden Anadolu’nun köylerine, oradan da insanın iç dünyasına doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Yoksulluk İçimizde, adeta bir modern zaman dervişinin gözünden toplumun çürümüşlüğüne, zenginlik ve fakirlik arasındaki görünmez duvarlara dokunan bir hikâye.
Kitapta, yoksulluğun yalnızca maddi değil, manevi bir çöküş olduğunu hissettiren karakterler var. Özellikle idealist gençlerin hayal kırıklıkları, saf insanın düzen karşısında ezilişi, insanın kendini ve hakikati arayışı öyle derin işlenmiş ki okurken içimize oturan bir taş gibi hissediyoruz.
Kutlu, bize tüketim çılgınlığının ortasında kaybettiğimiz değerleri hatırlatıyor. Asıl yoksulluk, ceplerin boşluğu değil, ruhlarımızın çoraklığı… Sayfalar ilerledikçe fark ediyorsunuz ki en büyük açlık, insanın anlam arayışındaki doyumsuzluğu.
Eğer Mustafa Kutlu’nun kalemiyle tanışmadıysanız, Yoksulluk İçimizde başlangıç için harika bir seçim. Ama uyarıyorum: Okuduktan sonra uzun uzun düşünmekten kendinizi alamayacaksınız. Şimdiden okuyacaklara keyifli okumalar
Peki ya sizce? Yoksulluk içimizde