Saklı Bahçeler Haritası - Nermin Yıldırım
Ölemeyenler hep böyle yapar; usul usul, sessizce erir.
- Aklını mı kaçırmış yani?
+Hayır, sadece çok özlemiş.
İstemiyorsan sen okuma. Fakat rica ederim bana mani olmaya da kalkma.
Oysa yaralarıyla değil, kabuklarıyla olgunlaşır insan dediğin.
Kabuğu soyuldukça acıyanlar, en çok çocukluk yaraları değil mi?
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Nasıl ve nerden başlasam anlatmaya bilemiyorum çünkü ne anlatırsam anlatayım hep bir kısmı eksik kalacak gibi. Bir zaman koridorunda yolculuk yapmak ve bir roman içinde binbir roman okumak isterseniz bu kitap tam size göre.
Üç ayrı kurgunun aynı anda işlendiği ve her birinin bir diğeri ile en güzel biçimde ilintilendirdiği olaylar bütünü ile karşı karşıyayız. Ve her kurgu kendi içinde ana karakterler içeriyor.
Ana karakterlerimizden Rıdvan, bir yayınevinin genel yayın yönetmeni olarak çalışmakta. Çocukluğunda yaşadığı depremde kayıpları olan, bu kayıpların acısı ile kendini kaybeden, kendini arama yolculuğuna çıkan, terapiler alan ve tam hayatımı rayına soktum derken aldığı mektuplarla geçmişin ıstırabına tekrardan sürüklenen biri. Kimi zaman kapısına kimi zaman masasına kimi zaman ise ceketinin cebine usulca bırakılan bu mektuplar, yıllar öncesinde iki kız kardeşin birbirine yazdığı devamlılık gösteren mektuplar. Ancak ortada kafa karıştırıcı durumlar var, zarfın üzerinde gönderici kısmı boş bırakılmış. Peki bu mektuplar 50 küsür yıl öncesinde yazıldıysa niye bugün isimsizce Rıdvan’a gizliden gizliye ve peyderpey gönderilmekte. Acaba bu mektuplar gerçek mi yoksa yazar olup ünlenme çabasında olan bir kişi tarafından dikkat çekme maksadıyla kurgu olarak mı yazıldı? Bunların her birini öğrenebilmek için Rıdvan epeyce uğraşmakta ancak nafile uğraşlar bunlar. Kitabı okurken her
Belki kitaplar bizi mağaradan biraz çıkarabilir. Belki hep aynı, lanet olası, çılgınca hataları yapmaktan alıkoyabilirler bizi!
Bir insan kaç kez dibe vurup da yaşamayı sürdürebilir ?
Dikkat ettin mi, bugünlerde insanlar birbirilerini nasıl incitiyorlar?
Mutlu olmamız için gerekli her şeye sahibiz, ama mutlu değiliz.
Bir șey eksik.
...
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
-Fahrenheit 451 nedir?
- “Kitap kâğıtlarının tutuştuğu ısı derecesidir.”
Kitap adıyla dahi okuyucuyu kendisine çekiyor. Çünkü o bir distopya, hem de en çarpıcılarından biri. Konuyu kısaca özetleyeyim. 1950’lerin başında yazılmış 50 yıl sonrasının yazık süreçlerini anlatan bir kitap. Yanmayan evlerde, önceleri yangın söndürmekle görevli olan itfaiyecilerin görev tanımını değiştirerek kitapları ve sahiplerini evlerinde yakan bir devletten bahsediyoruz. Ne korkunç değil mi? Ne kadar vicdansız ve baskıcı bir devlet. Evet doğru, ancak bunu isteyen de millet. Çünkü düşünmek, sorgulamak ve bunlara sebep olan kitapları okumak gereksiz ve acı verici. Keyif veren televizyon ve türevleri varken ne diye kitap okuyarak zaman kaybedelim ve kendimizi düşünsel acılara gark edelim ki(!) Halk dilemesi ve devletin düzene sokarak nizami aralıklarla toplu kitap ve kitapsever katliamı yapması, temel konumuz.
1950’ler de bile yazarımız insanların televizyonlara yönelip kitap okumaktan vazgeçmesinden yakınıyor. Eskiden insanların akşamları ışıkları yandığında evde olduğunu anlarken şimdilerde siyah-beyaz ekranları görebilmek için ışıkları kapatmasından evlerinde olduğunu anlar olduk, ifadeleri bence acı tabloyu açıklamaya gayet yeterli.
Gut Montag isimli itfaiyecinin aydınlanışı ve süreçle ilgili mücadelesini okurken bir yandan da yazarın romana eklediği o dönem için bilim-kurgu, şu dönem için de gerçek
Genç Şaire Mektuplar-Bir Genç Kadına Mektuplar
Kendi içine yürümek ve saatler boyu kimselere rastlamamak..
Hissetmemek, son bulmaktır.
Durumunuzu insanoğullarına anlatmak için çok zaman ve çok güç harcamayın.
Yalnız bir tek yol vardır: İçinize dönün.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Genç Bir Şaire Notlar yazarımızın, Avusturyalı yazar, şair ve gazeteci Franz Xaver Kappus’a yazdığı on mektubu bir araya getiriyor. Kappus, şair olma hevesiyle yola yeni çıktığı, bir üstadın danışmanlığına ihtiyaç duyduğu bir dönemde yazdığı şiirleri, sonradan yanına iliştirdiği mektuplarla birlikte dönemin en iyi şairlerinden ve mektup yazarlarından biri olarak kabul edilen Rilke’ye değerlendirmesi için gönderir. Ve kitabın ilk bölümü Rilke’nin şiir ve şairlik üzerine Kappus’a verdiği cevapları içeriyor. Toplamda on mektubu içeren bu bölümde sadece şiir üzerine değil hayat ve hayata dair duygu-değerlere dair de çokça nasihati okuyuyoruz. Rilke’nin her cümlesi oldukça derinlikli ve üzerine düşünülesi.
İkinci bölüm ise Bir Genç Kadına Mektuplar ismini taşıyor. Adından da anlaşılacağı üzere genç bir kadının kendi yaşantısı ve hissiyatları üzerine Rilke’ye yazdığı mektuplara Rilke’nin verdiği cevapları içeriyor. Birinci bölümde de olduğu gibi yazarın hayata dair okuru uzun uzun düşündürecek tespitleri bulunuyor. Altını çizip üzerine tefekkür etmeye değer edebi dille ifade edilmiş felsefi cümleleri olan bir kitap gerçekten.
Her ne kadar cevabî mektuptan ilk gönderilen mektupların konusu ve içeriği tahmin edilebiliyor olsa da ben ilk gelen mektupların da kitaba dahil edilmesini ve biz okurlara sunulmasını isterdim. Daha anlaşılır ve bütüncül bir okuma olabilirdi kendi adıma.
Hacmi küçük, kapağı rahatça okunup bitecek bir kitap izlenimi verse de hiç öyle değil, sakin