Dinç mi dinç,genç mi genç bir beden,eşine çok az rastlanır bir kafa…Evleneli yıl olmamış,bugün yarın çocuk bekleyen bir adam. Türkse Türk,hem de en katıksızından, Müslümansa, Müslüman, hem de en inanmış ve en bileneninden ! Doğruyu bulmak , doğruyu üste çıkarmak ille trajediler mi isteyecekti?
Memleket harap olmuş,millet işe yarayacak , belini doğrultacak bilek ve kafaları toprağa vermişti. Osmanlı Devletinin tek ümidi geriye kalan bilek ve kafalardı.Yorgun ve bitkin ülke onlara su gibi,hava gibi muhtaçtı.
Zafer , belki de harp denilen fahişenin vâdettiği bir öpücüktü. Fahişe, fakat Mesealina’lar, Kleopatra’lar,Zenon’lar gibi bir fahişe… İnsana her şeyini bıraktıran,insanı her şeyinden vazgeçiren bir fahişe…