Birbirine hepimizin şu anda olduğumuz gibi yabancı olan iki kişinin aralarındaki duvar birden bire yıkılır, bu iki kişi birbirlerine karşı yakınlık duyar, bir olurlarsa bu birleşme anı yaşamın en başdöndürücü, en heyecan dolu anlarından biri olur. Herkesten kopmuş, yalnız, sevgisiz insanlar için daha da güzel, daha da inanılmaz bir şey olur o zaman... sonunda düşmanlık,umut kırıklığı, birbirinden bıkma duygusu başlangıçtaki çoşkudan arta kalan her şeyi alıp götürür.☆Oysa başlangıçta birbiri için 'deli' olma, sevginin büyüklüğüne kanıt sanılır; bu olsa olsa o kişilerin daha önce içinde bulundukları yalnızlık duygusunun büyüklüğüne kanıttır."
Bağımlılık bir nevi Faust’vari bir anlaşmadır. Kişi akşam eve geldiğinde günün koşturmacasının bitmesiyle beraber daha temel konuları düşünme fırsatı bulduğunda bunları düşünmemek için içki içiyorsa, bunu yaparak daha karmaşık, zorlu ve kaygı uyandırıcı olanı tekdüze olanla değiştirmiş olur.
Başka çare olmadığını, alışmak gerektiğini görüyor, alışkanlığın büyük bir kuvvet bulduğunu anlıyordu ve etrafına bakınca herkesin hayatında birçok yara, çöküş bela görüp alışkanlıkla bunları unuttuklarını düşünerek hayatı bu kadarcık müsadesi için bile seviyordu.