Örneğin kimi insan, kabul edilme gerçeğiyle ne yapacağını bilemediği için, farkına varmadan kendini reddettirecek ortamı kendi hazırlar ve ne yapar yapar bunu gerçekleştirir. Böyle biri için reddedilme, kabul edilme durumunun bilinmezliğiyle karşılaşmanın dehşetinden daha az can sıkıcıdır. Üstelik kendisini reddederek tuzağına düşen kişiye suçluluk duyguları yaşatmanın zaferini de beraberinde getirerek. Dolayısıyla, böyle bir durumda kurbanın red eden mi edilen mi olduğu sorusunun cevabını vermek kolay olmayabilir
Dış dünyadan gelen uyaran bombardımanıyla zenginleşen beyinler, iç dünyalarından giderek daha az uyaran alır hale gelerek bir başka yönden fakirleşiyorlar.
Yüreğimizin götürdüğü yere gidebilmemiz için önce yüreğimizi dinlemeyi bilmek gerekiyor, üretilmiş sorunların narkotize eden etkisinden sıyrılıp yüreğimize ulaşabilirsek tabii.
Yaşamı kendimize birtakım kesin çizgilerle ısmarlayamayacağımızı kabul etmişsek, telaşa kapılmayıp satranç oyununu bundan böyle fırtınanın bizi götürdüğü yerde sürdürebiliriz. Orada yenilirsek bu bir yenilgi değil deneyim olur.