Tahammül edemiyor. Hiçbirine. Kendini kayboluşun ağına yakalanmış; ne yana dönse ağa daha çok yakalanacakmış, bir şekilde mutlaka ısırılacak, o iğne bir yerine sokulacakmış gibi hissediyor. İşte yine burada, bu şehirde, bu evde ve bir daha asla kurtulamayacağından korkuyor.
Zaman zaman yapmak istediği şeye çok yaklaştığını düşünüyor; bazen de tamamen çuvalladığını hissediyor. Hem iyi hem kötü, arada bir yerde. İnsan bunu nasıl anlayabilir ki?