“O yok,” dedi, bir elini yavaşça kaldırıp işaret parmağını soluk boşluğundaki küçük bıçak dövmesine bastırdı. “Ben dört kişilik bir masada, dört kişilik yalnızlığı, her ayın dördünde, günde dört kez yanarak yaşıyorum. Şimdi söylesene, dört ömür verseler bana, dördünde de aynı adam olmak için, bir kadını içimde yerle bir ederek sevmeye devam edecek olmama kim engel olabilir?”
“Söylesene, uyurken bile hep sırtüstü yatıyorsun, değil mi? Olur sırtını döndüğün duvar bile seni sırtından vurabilir diye?”
“Öyleydi. Ama unutma, Lavin. Sırtım sana dönükken de uyudum.”