Hayat beklentilerle ilerler, gerçeklerle sendeler, geçmişle destekler kendini. Geçmişten kaçmak mümkün değil fakat geleceği inşa etme şansın var hâlâ. İzin istemek ve bir gün şansın bize güleceği günü beklemek boşuna. Bazen kendi nefesinle yön vermen gerek yelkenlerine ve açılmak gerek derin denizlere. Batma ve kendini bulma ihtimalin her zaman yarı yarıya. Yaşamaksa yalnızca bir defa. Koşabiliyorken koşmak, konuşabiliyorken konuşmak, ağlayabildiğin anlarda ağlamak ve gülebilmek her daim her fırsatta… Bizler insanız. Düşmemek imkânsız. Taban adımı, yalnızca iki adım ve senden beklenen bir dik duruş; hiç dönemez bile güneş yüzünü sana. Peki neden? Durmalar ve yaslanmalar, koşmadan ve uçmalar kadar hakkım. Hadi. Durma. Dene. Vazgeçirmeye çalış beni yaşamaktan. İstediğini almadan senin istediğini almana izin vermeyeceğim. Dökülen gözyaşlarım ve suyun kaldırma kuvveti. Bulutlarda değilim ama çok yakınım o hisse. Alacağın var bu hayattan. Hak etmiyor muyum yaşamayı? Toprak dolu tırnaklarımın altı. Benden beni almak isteyen yaşamayı? Dik bir mezar taşı. Et hadi son duanı. Kim ağlar da iyi anar kötü insanı. Yaratılanı sorguya çeker Tanrı. O zaman açığa çıkar bu dünyada kral mıydın yoksa yalnızca bir soytarı mı?